Zavallı Yahya Kemal. Bir insanın bir insanda bu birbiri ardınca değişen çehreleri ne garip ve hazin oluyor ve nasıl en son çehre hepsini siliyor, bitiriyor.
Kaldı ki bu aşkın kendisi İstanbul’u, kendi hayatından başlayarak etrafı bir çeşit altına ve gölgeye boğulmuştu. Her şey sevdiğim kadının yakınlığına ve uzaklığına göre yeni bir değerler silsilesinde güzel, tatlı, asil, nostalgique oluyordu.
Bir başka defasında da roman üzerinde konuşurken “ Bizim romanımız şarkılarımızdır.” demişti. Bu sözle hem edebiyatımızdaki tertip noksanını, hem de halkımızın hayat ve aşk görüşünü anlatmış oluyordu.
Eski İstanbul bir ud sesindedir.
mısraı bu görünüşün yürüttüğü ifadelerden biri gibi alınabilir.
Bir gün Yahya Kemal’e “ Neydi bu eskilerin hayatı acaba? Nasıl yaşarlardı?” diye sormuştum. Gülerek “ Gayet basit, dedi, pilav yiyerek ve Mesnevi okuyarak.”