Çok eskiden Vişegrad'da, sular kabardığı zaman iki hoca duaya çıkmış. Birinin evi suların bastığı aşağı bölümdeymiş. Ötekisi ise tepede, suyun erişemeyeceği bir yerde oturuyormuş. İlkin ev tepede olan hoca dua etmiş ama sular bir türlü çekilmemiş. Suların evini kaplamaya başladığını gören bir çingene:
--Ey ahali!.. Ev bizim gibi suların altında kalan çarşıdaki hocayı getirin! Ev yüksekte olan hocanın yarım ağızla dua ettiğini görmüyor musunuz? diye bağırmış.
“Bir şeyleri değiştirmeye çabalayan, hatasını görebilen ve kendine yakışanı yapmaya gayret eden insanlara çok saygı duyuyorum. Karakteri hatasız olmak belirlemez, yapılan hatadan sonraki duruş belirler.”
Sâhir; gece uyanık kalan, geceleri uyuyamayandır.
Aynı kökten gelen seher, şafağın sökmek üzere olduğu vakittir. Bir de bu vakitlerde yenilen bir şeyler vardır ki buna da sahur denir.
Sâhirlik güzel hâldir, kitapla dost olanlar iyi bilir.
Muhasebe, günümüzde parayla yan yana dursa da aslında bir konudaki olumlu, olumsuz bütün ihtimalleri hesaplamaktır.
Muhasebe, Arapça ḥisāb “saymak”tan geliyor.
Sadece iş yerlerinin değil, insanların da muhasebeye ihtiyacı vardır. Üstelik yolun sonunda değil, başında.