Çok eskiden Vişegrad'da, sular kabardığı zaman iki hoca duaya çıkmış. Birinin evi suların bastığı aşağı bölümdeymiş. Ötekisi ise tepede, suyun erişemeyeceği bir yerde oturuyormuş. İlkin ev tepede olan hoca dua etmiş ama sular bir türlü çekilmemiş. Suların evini kaplamaya başladığını gören bir çingene:
--Ey ahali!.. Ev bizim gibi suların altında kalan çarşıdaki hocayı getirin! Ev yüksekte olan hocanın yarım ağızla dua ettiğini görmüyor musunuz? diye bağırmış.
"Onun, üstine yazı yazmadığı yalnız gök kubbe kaldı." derlerdi. Ama O'da (iyi para kazanmasına rağmen) daima bir beddua gibi her şairin yakasına yapışan sefaletin pençesinden kurtulamıyordu.