Üzülen, acı çeken, savaşan insanı, unutulan insan öznesini yeniden ortaya çıkartmak için vaka tarihçesini, derinlemesine bir hikâyeye dönüştürmek gerekiyor: Ancak o zaman "ne" olduğunun yanında "kim" olduğunu, hastalıkla birlikte hastayı, gerçek insanı buluruz.
Her şeyin geçip gittiğine, yaşadıklarımızın geçmişte kaldığına kim inandırabilir bizi? Anılarımızı avuç dolusu su gibi her sabah yüzümüze çarpmanın işe yaramayacağına kim inandırabilir?
Çözülecek onca mesele varken, ben mutluluğun makul bir tekrarlar bütünü olduğu biçimindeki tuhaf düşünceye saplanmış, kendime sonsuza kadar sürdürülebilecek münasip bir yaşam döngüsü kurgulamaya çalışıyordum.