Fakat Mustafa Kemal, şartları başka türlü değerlendirmeyi bilen ve ileriyi arayan adamdır. Diretendir. Yön tayin edebilendir. Kısacası, liderdir. Hem his değil, heyecan değil, hesap, karar, muvazene ve strateji adamdır. Onun vasfı ve zanaatı budur. Şartlara ve olaylara körü körüne boyun eğmemek, onları yeniden işlemek. İşte o, bunu yapar. O, kendisinin bu hammaddelerini yoğurur. Kendisinin bu ham maddelerini yoğurarak hem kendini, hem kaderini, hem başkalarına geleceğin işler. İşte lider budur. İşte tek başına kalsa bile şaşırmayan, içinin güçlerini, dışarının imkanlarıyla şekilleştirecek yeni yollar açan, kendini ve başkalarını yeni sonuçlara ulaştıran insan budur. Lider, öyle bir tek adamdır ki, o, bizzat kendini yapmak kudretinin bir hammaddesidir. Tek adam, bu hammaddeyi kullanarak, kendisini tahakkuk sahasına çıkaran adamdır. Mustafa Kemal, işte böyle bir adamdı. Bir tek adam’dı ve onun liderlik vasfı, hatta liderliği daha mütarekenin, yani ilişkinin ilk günü, Adana’da:
“Bütün felaketlere rağmen ben, Türkün sesini işittirebileceği kanaatindeyim. Bu yolda işe başladım,” diyebildiği zaman başladı.