Öykümü iyi anlamak için, ağzın henüz yalan söylemediği, bakışların, arzuyla karşıtlık içinde olan çekingenliklerin ağırlaştırdığı gözkaplarının örtüsüne rağmen içtenliğini koruduğu, zihnin dünyanın hoşgörüsü karşısında eğilip bükülmediği, yüreğin korkaklığının ilk girişkenliklerin cömertlikleri kadar şiddetli olduğu o güzel çağı düşünün .
Bazı ruhlarda bilinmeyen duygular kine dönüşse de, benim ruhumda hepsi bir araya gelerek, kendilerine bir çukur kazdılar, ileride oradan yaşamıma fışkıracaklardı.
Ruhumun ücra köşelerinde, tıpkı sakin havalarda fark edilen ve fırtına dalgalarının parçalar halinde kumsala fırlattığı o kabuklu deniz ürünleri gibi, gömülmüş, dokunaklı anılarım var.