Şu andan sonraki yarım saat içinde, yeniden ve sonsuza dek bu nefret edilen kişiliğe büründüğümde, titreyerek ve ağlayarak koltuğuma oturacağımı ya da gergin ve korku dolu bir esriklikle bu odada (yeryüzündeki bu son sığınağımda) bir aşağı bir yukarı yürüyeceğimi ve beni tehdit eden her sese kulak kabartacağımı biliyorum.
Bu dünyada bu kadar insanlık dışı acı ve dehşetin bulunduğu bir yer olduğu aklımın ucundan geçmezdi; kaderimin yükünü birazcık hafifletmek istiyorsan, Utterson, beni suskunluğumla baş başa bırak.
Acımak... Ben insan ruhlarındaki derinliğin ancak onunla ölçülebileceğine kaniyim. Evet dibi görünmeyen kuyulara atılan taş nasıl çıkardığı sesle onların derinliğini gösterirse başkalarının elemi de bizim yüreklerimize düştüğü zaman çıkardığı sesle bize kendimizi, insanlığımızın derecesini öğretir.