Sinemaya uyarlanmış bir kitabın ilk önce filmi mi izlenmeli yoksa kitabı mı okunmalı?
Ben ilk önce filmi izleyip kitabı sonrasında okudum.
Hanna adındaki genç ve güzel bir kadının kendisinden yaşça oldukça küçük liseli Michael ile yaşadığı aşk öyküsüyle başlıyor kitap. Tesadüfen tanışan ikili kısa zamanda yakınlaşıp vakit geçirmeye başlıyorlar. Güzel anılarla süslü birinci bölüm Hanna’ nın birdenbire ortadan kaybolmasıyla bitiyor.
İkinci bölümde birbirlerinden uzak düşen ikili Hanna'nın sanık kürsüsünde olduğu mahkeme salonunda tekrar karşılaşıyor. Burada bir grup Yahudi'nin ölümüyle yargılanan Hanna ve onu gizliden izleyen öğrenci Michael’ ın serüveni devam ediyor.
Son bölümde de Hanna'nın ceza günleri, Michael'in hayatını değerlendirmesi bir türlü aradığı huzuru bulamaması.
Hanna'nın en büyük özlemi ve eksikliği okuyamadığı satırlar...
Hızlı okunabilen kitapta Hanna'nın gaddarca ve dört elle hayata tutunması karşısında Michael'in hayata tutunamayışı ikili arasındaki belki de en somut en derin uçurum.
Not: İlk önce kitabı okumalı
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İnsanın ilk gençliğinden beri hayalini kurup ulaşmak istediği mi yoksa kaderin insanı getirip bıraktığı yer mi hayat?
Giovanni Drago, subay olarak Tatar Çölü'ndeki Bastiani Kalesi'ne atanır. Her insan gibi büyük hayalleri vardır. Kaleye gidip hemen geri dönecektir. Lakin yıllar birbirini kovalar zaman geçer, düşman gelmez, savaş çıkmaz. Hayatın tekdüzeliği içinde kalede geçer günler. Hayatındaki herkes yaşantısına devam eder. Droga 'da kaledeki döngünün içinde yerini alır.
Bir askerin öyküsü olan kitap sakinliğin hakim olduğu olay örgüsüne sahip.
Sonunda zaman Drago'yu da kendi değirmeninde öğütmüştür.
Ruhu, yaşantısı, algısı ile günümüzden çok çok uzaklarda kalmış bir isim Tahir Sami Bey. Oldukça nahif, çokça suskun, kendi halinde belki de kimsesiz. Hayatını kitap biriktirmeye adamış.
Öykü isminden de anlaşıldığı gibi Tahir Sami Bey'in Özel Hayatı'nı anlatıyor. İlk önce ailesini tanıyoruz annesini, babasını sonra kardeşlerini sonra da Tahir Sami Bey'i. Yıllar günümüzdeki gibi hızlıca geçiyor ve kahramanın hayatı da su gibi akıp gidiyor.
Bir günde bitirilebilecek bu öykü ihtiras, hırs, kin, para, yalan,zulümden uzak sımsıcak bir durak niteliğinde.
"... peki kimsin o zaman?
-İlelebet şer isteyen ve ilelebet hayır işleyen o gücün parçasıyım ben."Goethe. Faust.
Başyapıt niteliğindeki eser oldukça akıcı. İnsanın içini ısıtan bir anlatım ve kahramanlar ile zenginleştirilmiş. 1930’lu yıllarda şeytanın da bir roman kahramanı olarak karşımıza çıktığı metin oldukça gerçeklik dışı. Woland (şeytan) maiyeti ile Moskava’ya gelir ve akla gelmez türlü işler ortaya çıkmaya başlar. Trajik ölümler, birdenbire ortadan kaybolmalar, yangınlar, önceden verilen ölüm haberleri, delirenler, uçabilen insanlar, partiler… Şeytanın yardımcılarından olan – konuşabilen, arka ayakları üzerinde yürüyebilen ve zaman zaman insan biçimine bürünebilen devasa kara kedi – kara kedi de romanın çeşitli yerlerinde roman kahramanları tarafından şaşkınlıkla takip ediliyor. Tramvaya binip bilet uzatması da büyülü gerçekçiliğin zirvelerinden. Hacimli olmasına karşın oldukça keyifli giden roman, fonda Stalin rejiminin hakim olduğu Rusya, Usta’nın yazmış olduğu ve romanla paralel ilerleyen romanı ve romanın sonlarına doğru artarak okuyucuya sunulan Margarita ve Usta’nın romantik aşkı.
Yazarın ömrünün yetmeyip tam anlamıyla son noktayı koyamadığı romanı şeytana, ölümlere, kötülüklere rağmen okuyucunun yüzünde tebessümü daimi kılıyor.
Usta ve MargaritaMihail Bulgakov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202510,2bin okunma