Locke'a göre ideal bir toplumda en büyük güç, en büyük otorite, yasama gücüdür, yasama otoritesidir. O ve yalnızca o, yasalar yapımı gücüne sahiptir. Yasalara dayanmayan bir yönetim, keyfi, despot bir yönetimdir.
Kısaca dini inançlar, felsefi görüşler vb. siyasal iktidarın veya devletin ilgi ve yetki alanında değildirler. Devletin amacı yurttaşların canlarını, özgürlüklerini, mallarını korumaktır; onların öbür dünyadaki kurtuluşları ile ilgilenmek onun üstüne vazife değildir.
İnsanların devlet halinde birleşmelerinin biricik nedeni onların dünyevi iyilikleri, yani hayat, özgürlük ve mülklerine istedikleri gibi tasarruf etmek, onlardan yararlanmak arzuları ve haklarıdır. O halde insanlar toplum sözleşmesinde siyasal iktidara bu iyileri koruyabilmek için gerekli olduğu ölçüde güç devrederler.
Bireylerin hakları kavramının ancak medeni duruma geçtikten sonra söz konusu olduğunu düşünen Hobbes ve Rousseau'dan farklı olarak Locke bu hakların doğal durumda da var olduğunu ve onların medenî durumda ancak güçlenerek korunacaklarını, devletin varlık nedeninin bu hakların güvence altına alınması olduğu üzerinde ısrar eder.