Şevki Sözen de bu konuyla ilgili olarak, “Cinsel yönelimin istismarla bağlantısını kuramayız” diyor: “Çocukluğunda cinsel istismara uğramış kişilerin daha sonraki yaşamlarında cinsel davranış bozuklukları sergilediğini biliyor, görüyoruz. Bunun için de cinsel yönelimleri farklılaşabiliyor, ayrıca cinsel yönelim bir hastalık değil, bunun da altını çizeyim. Cinsel kimlik bozuklukları ortaya çıkabiliyor, yeni tanımlamayla cinsel kimlik uyumsuzluğu.Travesti, transseksüalite ya da aseksüalite dediğimiz, hiç kimseyle cinsellik yaşayamama gibi durumlar ortaya çıkabiliyor. Cinsellikten tamamen soğumak ya da çok küçük yaştan itibaren hiperseksüalite dediğimiz aşırı cinsel uyarılmışlık ortaya çıkabiliyor. Zaten bugün baktığımızda cinsel saldırgan davranışları sergileyenlerin, kendi çocukluklarında tedavi edilmemiş cinsel istismar mağduru olduklarını görüyoruz.
“Tecavüz eden erkek, geçmişinde istismara uğramış biri de çıkabiliyor. Ve ileride başka çocuklara bunu yaparken, aslında o yaşadığı travmayı defalarca yaşayıp kendisine yapılmış istismarı atlatmaya çalışıyor. Aslında her seferinde kendisine tecavüz ediyor. Amaç orada haz değil, travmayı atlatabilmek.”
İlk başta ifade sürecinde çocuk hiç etkilenmemiş gibi görünebilir, yırtınmaz, sürekli ağlamaz başıma bu geldi diye. Ama bir yıl sonra kâbuslar görebilir ya da yetişkin hayatında işler değişebilir, diyor adli psikolog.