Dünya kendi istencimizle farkında olduğumuz şeydir. İnsanlar temel arzuları tarafından yönetilir ve bu da acı çekmemize yol açar çünkü arzular bizi dünyadan bir şeyler istemeye iter, oysa dünya bir tasarımdan başka bir şey değildir. Aynı istekler gördüklerimizi de şekillendirdiğinden kendimizi tüketmeye başlar ve sonunda da delirip kendimizi burada ( akıl hastanesi ) buluruz.
Bakın, olup bitenleri idrak eden bizlerle karanlıkta şuursuzca debelenip duran kitleler arasındaki fark şudur; biz kendi sınırlarımızın farkındayız. Onlarda bu türden sınırları olduğunu inkar ediyorlar. Bizden bu bilinmeyen boşluğu doldurmamızı talep ediyorlar. Zira onlar bilinmezliğe tahammül gösterme kabiliyetinde değiller. Ama bizler hakikat diye bir şey olmadığının idraki içinde olduğumuzdan onları boş hayallerle, uydurulmuş hikayelerle avutabiliriz.