Yaverlerden birinin üzerime eğildiğini hissettim yine nefesimi dinliyor olmalı. Allah’a ısmarladık dedim içimden, yokluğumda barış içinde kalın, komşularınızla, dostlarınızla hatta düşmanlarınızla hep ama hep barış içinde yaşayın emi. Söylediklerimi duymadı, seni hiç unutmayacağız dedi. Sayende varolduk çünkü. Saçmalama yaverim hiçbir vatan tek bir adamın eseri değildir dedim yine iç sesimle duymadığını bildiğim halde. Sonra bu kezde gönül sesimle son defa; insan üstü fedakarlıklar ve gayretlerle var edilmiş vatanımı en doğru değerlerle yetişmekte olan Türk gençliğine emanet ettim. İçim rahat gidiyordum. Biliyordum ki ihaneti gören kuşağın torunları onlara emanet edilen değerleri gözleri gibi koruyacaklar, cumhuriyetlerini çağdaş medeniyetlerin en itibarlısı yapmaya çalışacaklar ve ülkeleri işgal edilmedikçe asla savaşa bulaşmayacaklardı. Çünkü ben onlara çok önemli iki vasiyette bulunmuştum: yurtta sulh, cihanda sulh ve hayatta en hakiki mürşit ilimdir.
Bir adım ötemde deniz vardı ama ben yüzemezdim. Bir adım ötemde gökyüzü vardı ama ben uçamazdım. Bir adım ötemde barış vardı ama ben ona uzanamazdım. Tutsaklıktan burada da kurtulamamıştım.
Sevgide fedakârlık yoktur. Ne fedakârlık beklentisi söz konusudur sevgide ne de fedakârlık gösterileri.
Olgun olmayan aşk şöyle der:
Seni seviyorum çünkü sana
ihtiyacım var. Olgun aşk ise
şöyle söyler: Sana ihtiyacım var çünkü seni seviyorum.
– Erich Fromm