Bir gün, sıradan bir sokaktan geçerken gökyüzüne baktım. Uzaklarda süzülen bir kuş vardı. Ne bir telaşı vardı ne de bir şikâyeti. Rüzgârın omzuna yaslanmış gibi özgürce kanat çırpıyordu. Tam o sırada kaldırım kenarında kıvrılmış bir sokak kedisi gördüm. Kim bilir kaç insanın ayak sesini dinlemiş, kaç mevsimi tek başına geçirmişti. Bir yanda gökyüzünün özgürlüğü, diğer yanda yeryüzünün sessiz yalnızlığı...
O an anladım ki hayat aslında bunların arasında bir yerdeydi. İnsanlık da böyleydi. Kimi zaman bir kuş kadar hafif, kimi zaman bir sokak kedisinin gözlerindeki hüzün kadar ağır. İçimizde iyilik de vardı kötülük de. Kırılan kalpler de vardı, kalp onaran eller de. Birileri can yakarken, birileri yaraları sarmak için uğraşıyordu.
Ama bütün bunların içinde dünyayı ayakta tutan şey ne güçtü ne para ne de makam. Dünyayı hâlâ döndüren şey sevgiydi.
"Benim acım, onun beni sevmemesi değildi. Benim acım, benim yokluğumun onun hayatında tek bir yaprağı bile kımıldatmamasıydı. İşte o zaman anladım, ben hiç var olmamıştım."