Dilasu

Dilasu
@Dilveasu
Kendini bil Sorular sormam lazım Seslenmem lazım Onu tanımlamak için savaştık,inşa ettik,yok ettik,öğrettik Kendini bil.Ben buyum. Hastalıklı derecede bencil bir kadın Duygu ve anlamın meydan okumasına direnen bir fırsatçı
Reklam
Bu karanlık dünyada hepimiz küçücüğüz suyun ve rüzgârın ateşin ve taşın dünyasında ve fısıldayan koruluğun ve bu dünya bizim asla bilemeyeceğimiz şeyleri biliyor
Bu kitap benim en sevdiğim kitap
10/10
·478 syf.··
Beğendi
·
2024 10. kitabı
“Fırsatları kaçırmak istemiyordum,bi teknede terkedilmiş halde bulduğum çırılçıplak uzanmış melek gibi bir kızı,uzun boylu otoriter karımın ve toplumun yargısından korkarak öldürmek istemiyordum.” Hayatın akışında kendimi nereye doğru bırakacağımı bilemediğim bir dönem vardı.Hâlâ var tabi ama o zaman diliminde benim için her şey mümkündü.Muhafazakar olabilirdim ya da bir anarşist.Seyyah olabilirdim ya da sınır tanımayan doktor,moda tasarımcısı,şirket çalışanı bir kapitalist,ressam,müzisyen,fotoğrafçı her şey. Her şeyden biraz biraz;bir amatör ruh ama hiçbirine karşı ciddileşme isteğim yoktu.O zaman bu kitabı okudum ve tokat yemişe döndüm.İnsanın kendi sınırlarını nasıl kendisinin çizdiğini,ahlakçılığın getirdiği baskılanmışlığı ve kaçırılan fırsatların pişmanlığındaki anlamsızlığı Louis’in yargılayıcı gözlerinden izledim. O an anladım işte.Sadece biraz daha zeki hayvanlardık,o kadar.Yapmamız gereken planlamak ya da sürüye katılmak değildi. İlla ki bi şeyde uzmanlaşmak,her zaman aynı şeyi yapma zorunda da değildik. Fırsatları kaçırmak istemiyordum,bi teknede terkedilmiş halde bulduğum çırılçıplak uzanmış melek gibi bir kızı,uzun boylu otoriter karımın ve toplumun yargısından korkarak öldürmek istemiyordum. Rastgele olmanın güzelliğini anlattı işte kitap bana.Şu an genelde böyle insanlara şaşırıyorlar,bu kadar rahat kafayla yaşadığım için sınıflandıramıyorlar beni;delirmiş gözüyle bakıyorlar,oysa sadece özgürüm.Kendimi buldum.Louis oldum.Toplum baskısını takmayan insanlara bakın kitapta.Mesela İzmirli güzel bir eski fahişeyle evlenen amca/dayı.Tercihinden çok mutlu, umursamıyor, hayatından zevk alıyor.Bir süre sonra mahallesinin ve akrabalarının (tüm o muhafazakar kılıklı teyzelerin ninelerin bile)artık yadırgamadığını,alışmak zorunda kaldıklarını görüyoruz. Hayat
Edebiyat
Kızıla Boyalı SaçlarKostas Mourselas · Om Yayınevi · 20011,124 okunma
Durkheim’a göre din; mabetlerin,din adamlarının,ritüellerin,duaların ve tanrıların çok ötesinde bir şeydir.Toplum tarafından yaratılmıştır ve toplum üyelerine amaç ve kimlik vermekle kalmaz,üyeler arasında dayanışma yaratır.Bu işlevi nedeniyle de hep bir şekilde var olacaktır.
Auguste Comte ne derse desin hep ileri gitmiyoruz. Toplumun ve bireyin temel ihtiyaçlarına karşılık gelen âdetler öyle kolay yok olmuyor. Eskiyi komple arkanızda bırakamıyorsunuz. Zaten böylesi çok basit olurdu ve mühendisle tarihçi arasında bir fark kalmazdı. Siz de huzur içinde Celâl Şengör izleyebilirdiniz.
Reklam