Caner Özdemir

Caner Özdemir
@DimLight
Pol
Deq; Süt, deri altına acıyla yerleşir, siyahın hangi tonuna çürüyeceğini bilen noktalar, uzaktan bakıldığında özlemidir bir şeylerin, tutkusudur, türküsü ya da sevincidir ansızın gelenin. Bazen güzel görünmektir sadece -Ama bazen.. Turgut Uyar'ın Mersin’den Mardin’e kalkan otobüsünün içinde, yüzü hüzün bir ananın sol yanağında gördüğü, asılı kalmış kara gözyaşıdır..
Edebiyat
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Pol
Bağ; Bizler aralıkları belirsiz zaman dilimlerinde insanlığı bir adım ileriye götürecek dehaya, insanlığın doğal ilerleyiş hali ve yaşam periyodu içinde ulaşabilmesi için zamanın ve dinamiklerin üzerlerinden sessiz sedasız akıp gideceği ara yaşamlarız. Bağlarımız zayıf ve güçsüz. Kendimizi güçlü sandığımız anlar bencilliklerimizin zirvesi, yadsınabilir gerçeklerimizin ön savunmasına verdiğimiz önemden ibaret. Savunmamızı bir anda darmadağın edecek 'boşveriliş' karşımızdaki kişinin acziyetimize kuracağı empatinin samimiyetinde gizli. Görünüyor, anlaşılıyor ve akabinde derhal yokoluyoruz. -Ne acı..
Edebiyat
Pol
Dilek Şart Kipi Mucizeleri; Göğün yüzü bize dönükse ardı yıldızlaradır. İlla bir uçurumdan korkacaksa insan çocuklar arasına kazılandan korkmalıdır. Simitçi en tepesiyse aç insana burjuvanın, ötanazi hakkının kendisine derhal iadesi şarttır tanrının. Nefes alıyorsan hala, geç değildir; en az bir yaraya kabuk olabilirsin. Adın tek bir çekim eki bile almıyorsa başka dudaklarda, git organlarını bağışla..
Edebiyat
Pol
Olmak; Olumsuzluğu hiç kabul edilemeyen, olumsuz hallerinden biriyle karşılaşıldığı andan itibaren stabil şüpheciliğe evrilen ölümsüz sonsezi. Kökünün ilk ilahi emre tekabul ettiğine inanılsa da kökten sonra aldığı eklerin kökü yumuşattığı görmezden gelinir her zaman. Ol'dum olası insanların sapmaları saptamakta samimiyetsiz davrandıklarına tanık Ol'dum. Devrimler arası mola zamanlarda yaşadık sürekli, başlarda dinlediğimiz tak altı zafer konuşmalarında geçmişin kirini gördüğümüz halde sonlarda anladık aslında hep kirlendiklerimizi. Ve bize karşı açılan bayrağa hayran hayran bakar Ol'duk. Oysa toprağın öz çocuklarıydık, anlatılan ya da yaşanılan her hikayenin sonundaysa işaret parmakları ucunda üvey Ol'duk. -Anla(ta)madık..
Edebiyat
1.şarkı
Yaşlı okyanus, özdeşliğin simgesisin sen: Hep kendine eşit. Özde hiç değişmezsin, ve, dalgaların bir yerde kudurmuşsa, daha uzakta, bir başka yerde, tam bir dinginlik içindedir. Sokakta birbirinin boğazını parçalayan iki buldog köpeğini seyretmek için duran, ama bir cenaze geçerken durmayan; sabahları canayakın, akşamları mendeburun teki olan; bugün gülüp yarın ağlayan insan gibi değilsin sen. Selamlıyorum seni, yaşlı okyanus!
Edebiyat