Dimitrina

Dimitrina
@Dimitrina
Bir Kraliçe asla savaşmaz. Varlığını geri çeker imparatorluk çöker.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
7/10
·512 syf.·
2025 22. kitabı
Yıllar önce sahafdan almış olduğum nobel ödüllü yazar Rabindranath Tagore nin Gora kitabı, uzun zamandır kitaplık rafımda okunmayı bekliyordu.Hem MEB'İn orta öğretim 100 temel eserleri arasında olması hem de tesadüfen öğrendiğim rahmetli Bülent Ecevit in daha 16 yaşında keşfettiği ve yazarını çok beğenip bir çok kitabının türkçeye çevrilmesinde rol aldığı, aynı zamanda yazarının yerel konuşma dilini öğrenip fahri vatandaşlık aldığını öğrendiğim zaman da okumaya başlamak konusunda aceleci davrandım. Rabindranath Tagore hindistanlı 14 kardeşi olan,dinci,zengin bir aileden gelme ve eğitimini ingiltere de tamamlamış, ülkesinde de çok sevilen,sanatın hemen hemen her dalıyla ilgisi,bilgisi ve yeteneği bulunan entellektüel kişilikte,bir yazar. Bu kitabında olduğu gibi diğer kitaplarında da kendi hayat öyküsünden parçacıklar barındırarak, kendi tabiriyle 6 mevsimin yaşandığı Hindistan'ı ,yer yer eleştiren ama ülke sevgisinin de ağır bastığı milliyetçilik söylemleriyle, kast sisteminin ve onlara dayattığı çok uluslu din kavramının ülkesine verdiği maddi manevi zararlarına dokunarak bize Hindistan'ın kültürü hakkında da (meraklıları varsa) fazlasıyla bilgiler vermektedir. Kitabın özeti niteliğinde bir inceleme yapmayı çok uygun görmeyip,herzaman ki gibi sadece bana yansıttığı duyguyu, açıklamam gerekirse ; farklı dinlere sahip ,Kalküta da yaşanan, kastların ve dinlerini engel olduğu, yasak,hatta en büyük günahlardan sayılan aşk ve dinler arası mezhep farklılıklarının,aforozlandığı,toplumun onlara bakışı, basit ve kolay bi anlatımla 512 sayfa da bize sunulmuş. Sadece aşk diyerek kitaba da haksızlık yapmak istemem ama yazıldığı yıllarda isyankar ve sorgulamacı anlatımıyla dönemim devrim niteliğinde ki kitapları arasında olması da kitaba ayrı bir mana yüklüyor. Gora kitabın isminı
GoraRabindranath Tagore · Elips Kitapları · 2012854 okunma
Neyse ki sıradan değilim;)
Dindarlık sıradan insanlara özgüydü.
Sayfa 486
1815 yılı fransa' sı çok tanıdık dimi?
Tüm küçük şehirlerde,özellikle de Montreuil-sur-mer'de,yılda iki yüz bin frankı saçıp savuran Paris'teki benzerleri gibi,yılda bin beş yüz frankı kemirip tüketen delikanlılar vardır.Bunlar,hiçbir insani değeri bulunmayan,biraz toprağa,biraz ahmaklığa,biraz zekaya sahip olan,salonlarda hödük gibi davranan,meyhanelerde kendini soylu bir beyefendi sanan,tarlalarından,ormanlarından,köylülerinden söz eden,beğeni sahibi olduklarını göstermek için aktristleri ıslıklayan,savaşçı olduklarını göstermek için gamizonun subaylarıyla dövüşen,ava çıkan, sigara ve içki içen,esneyip duran,enfiye çeken, bilardo oynayan,arabadan inen yolculara bakan,kafelerden çıkmayan,masalarının altında kemik yiyen köpekleri ve servis yapan metresleriyle akşam yemeklerini hanlarda yiyen,bir meteliğin hesabını soran,o yılın modasını abartan,trajedilere hayranlık duyan,kadınları aşağılayan,eski çizmelerini yıpratan,Parislinin gözüyle Londra'yı ve Pont-a-Moussonlunun gözüyle Paris'i taklit eden,hiç çalışmadan,hiçbir işe yaramadan,suya sabuna dokunmadan derbederce yaşlanan,özgün hiçbir yanı bulunmayan o sınıfa mensup,iğdiş edilmiş,asalak kişilerdir.
Sayfa 236
Tüm bulutlar üzerine yığılmış, tüm okyanuslar üzerinden geçmişti! Ama ne önemi vardı! O, suyu sonuna kadar emmiş bir süngerdi.
Sayfa 226