“Aramızda bir bağ varsa birbirimizin kalbinden geçenleri çok geçmeden anlayabilmeliyiz. Artık çocuk değiliz ki rüzgârdan nem kaparak, her dakika huzursuzluk çıkaracak bir neden bularak mutluluğumuzla sorumsuzca oynayalım.”
“Cüsseyle, ruhun çektiği acılar mutlaka uyumlu olmak zorunda değildir. İriyarı birinin de dünyanın en zarif bacaklarına sahip biri kadar acı çekmeye hakkı vardır.”
“Bu kitabın olgunlaşma ve yenilenme için bir kaynak olduğunu umuyoruz. Ve dileriz ki, bu sizin için sadece bir başlangıç olsun.
Okumak ve sessizce derin düşüncelere dalmak için her bir güne bir sayfa ayırmaya devam edin. Zihni harekete geçirmenin ve ruha zindelik kazandırmanın bundan daha iyi bir yolu yoktur.”
“Zerdüştlük bugün bir dünya dini olarak var olmasına rağmen, vahiylerin gelmesini takip eden on yıl içinde hiç kimse Zerdüşt’ün dinine katılmadı. Uygulama, her zaman küçük bir takipçi kitlesini çekti. Bundan dolayı Zerdüştlük, daima diğer inançlara karşı hoşgörüyü vurguladığı gibi, farklı dinleri anlama gerekliliğinin de üzerinde durdu.
İlk tektanrıcı din olmasına ek olarak Zerdüştlük, Ahura Mazda’nın her bir kişinin kaderini belirlediği kıyamet gününe, cennete ve cehenneme inanan ilk dindi.
1. Bugün Parsîler olarak bilinen, Zerdüştlük’e inanan en büyük nüfus olan yaklaşık 60.000 kadar kişi, Hindistan ve Pakistan’da yaşamaktadır. Kabaca 28.000 kişi İran’da, 37.500 kişi Avrupa’da ve Kuzey Amerika’da yer alır.
2. Zerdüşt’ün cehennem tasviri, oldukça korkutucudur. Efsaneye göre, karanlık, dar bir yarıkta bir kuyu vardır. Korkunç bir koku ve üç günün 9.000 yıl gibi hissedildiği bir yalnızlık duygusu hâkimdir.
3. Zerdüştler, ateş tapınaklarında ibadet ederler. Bu, biraz yanlış yorumlanmıştır; çünkü ateşin kendisine tapınılmaz, o sadece saflığın bir sembolü olarak görülür."
“1960’lardan önce Amerika Birleşik Devletleri’nin güney eyaletlerindeki ırk ayrımına yakın bir sistem olan apartheid altında ırk, Güney Afrikalılar’ın günlük hayatlarında belirleyici bir etkendi. Irklar arası evlilik ve cinsellik yasaklanmıştı ve plajlardan hastanelere kadar her şey ayrılmıştı.”