Dimitrina

Dimitrina
@Dimitrina
Bir Kraliçe asla savaşmaz. Varlığını geri çeker imparatorluk çöker.
Langston Hughes’un(1926) Afro-Amerikan farkındalığı
“Ben de” Ben de Amerika’yı överim. Ben en esmer kardeşiniz. Misafirler geldiği zaman Mutfağa gönderiyorlar yemekte beni. Ama ben buna gülüyorum Karnımı doyuruyorum güzelce Büyüyüp kuvvetleniyorum. Ben de Amerika’yım. Yarın Masanın başına geçip oturacağım Misafirler geldiği zaman Kimse cesaret edip de "Hadi sen mutfakta ye” Diyemeyecek. Bir hoş görüverecekler yanlarında beni Utanacaklar da...
Reklam
Einstein keşke o mektubu göndermeseydi...:(
“Ağustos 1939’da ünlü bilim adamı Albert Einstein, Amerika Birleşik Devletleri’nin Başkanı Franklin D. Roosevelt’e Nazi Almanyası’nın uranyumdan bir atom bombası geliştirebileceğine dair en derin korkularını ifade eden kısa bir mektup yazdı. Einstein başkana, Naziler’in elinde böylesi bir bombanın etkilerinin hayal bile edilemez olduğunu söyledi. “Bir kayıkla taşınabilen ve bir limanda patlatılabilen bu türde tek bir bomba, tüm limanla beraber çevresindeki toprakların bir kısmını da havaya uçurabilir.” diye yazdı. II. Dünya Savaşı arifesinde Avrupa’dan gelen haberler kötüleştikçe, New Jersey, Princeton’da aldığı yeşillikler içindeki evinde Einstein, giderek umutsuzluğa kapılıyordu. Einstein’ın mektubu, Roosevelt’e bir uyarı anlamı taşıyordu, ama niyet etmediği bir sonuca yol açtı. Roosevelt, eğer Nazi Almanyası böylesi ürkütücü bir silah geliştirebilecekse, Amerika Birleşik Devletleri’nin önce davranıp kendisi için geliştirmesinin iyi olacağına karar verdi. Amerika Birleşik Devletleri’nin 1941’de savaşa girmesinden bile önce, Amerikan hükümeti uranyumun askerî potansiyelini öğrenmek için bir programa başlamıştı. Pearl Harbor’dan sonra bu program, Manhattan Projesi olarak geliştirildi. New Mexico’da insanlardan uzak bir alanda yıllarca süren çalışmalardan sonra Müttefik bilim adamlarından bir ekip, sonunda 1945’te bir atom silahını mükemmelleştirdi. Savaş sırasında en yoğun bir zamanda Manhattan Projesi, dünyanın en üst düzey bilim adamlarının yüzlercesini bir araya getirdi. Büyük bilimsel kafaların böylesi bir buluşmasının daha önce “ eşi görülmemişti. Einstein gibi çoğu bilim adamının kendileri de Nazi işgali altındaki Avrupa’dan kaçmıştı. Amerika Birleşik Devletleri hükümeti, bomba için yaklaşık 20 milyar dolara karşılık gelecek para harcadı. Bombanın 1945’te
Mutsuz bir evlilik ve 13 çocuk
“Rus soylularından varlıklı bir ailede dünyaya gelen Tolstoy, üniversite eğitimine başladı, ama yarısında sıkıldı ve diplomasını almadan bıraktı. Sonrasında huzursuz geçen yılları boyunca orduya hizmet etti, bir okul açtı ve kendisine herhangi bir yön bulamayarak Avrupa’da dolaştı. 1862’de Tolstoy, kötü şöhretli, mutsuz bir evlilik yaptı. Buna rağmen bu evlilikten tam on üç çocuğu oldu.”
Tolstoy’un, "Anna Karenina" sı
“Romana adını veren karakter, kendini işine adamış ama donuk bir memur olan kocasının vermeyi başaramadığı romantik aşkı arayan, zeki, kışkırtıcı bir kadındır. Çekici bir askerî yetkiliye aşık olduktan sonra toplumun zinasından dolayı onu aşağılamasının karşılığında evliliğini ve genç oğlunu, aşkını takip etmek üzere terk eder. Tolstoy’un, Anna’nın sondaki trajik intiharından önceki anlarını betimlediği kısım, bir gerçekçilik şaheseridir ve edebiyattaki en güzel sahnelerden biri olarak kabul edilir.”
Hindistan’ın kast sistemi
“Hindistan’ın kast sistemi, hem Hindistan siyasi tarihinde hem de Hinduizm dininde derin bir şekilde içe işlemiş olan bir toplumsal ayrım yapısıdır. Hindu geleneğine göre, tanrı Brahma insanı balçıktan yarattı ve dört kast onun vücut parçalarından çıktı. Brahmanlar (rahipler), ağzından çıktı; Kshatriyalar (yöneticiler ve savaşçılar) kollarından çıktı; Vaishyas (toprak sahipleri ve tüccarlar) kalçalarından çıktı ve Sudralar (zanaatkârlar ve hizmetkârlar) ayaklarından çıktı. Yıllar sonra Dalit veya “ezilmiş” olarak bilinen beşinci bir kast, birçok şeyle birlikte insan atıklarını temizlemekten sorumlu olarak ortaya çıktı.”
Reklam