“Ağustos 1939’da ünlü bilim adamı Albert Einstein, Amerika Birleşik Devletleri’nin Başkanı Franklin D. Roosevelt’e Nazi Almanyası’nın uranyumdan bir atom bombası geliştirebileceğine dair en derin korkularını ifade eden kısa bir mektup yazdı. Einstein başkana, Naziler’in elinde böylesi bir bombanın etkilerinin hayal bile edilemez olduğunu söyledi. “Bir kayıkla taşınabilen ve bir limanda patlatılabilen bu türde tek bir bomba, tüm limanla beraber çevresindeki toprakların bir kısmını da havaya uçurabilir.” diye yazdı. II. Dünya Savaşı arifesinde Avrupa’dan gelen haberler kötüleştikçe, New Jersey, Princeton’da aldığı yeşillikler içindeki evinde Einstein, giderek umutsuzluğa kapılıyordu.
Einstein’ın mektubu, Roosevelt’e bir uyarı anlamı taşıyordu, ama niyet etmediği bir sonuca yol açtı. Roosevelt, eğer Nazi Almanyası böylesi ürkütücü bir silah geliştirebilecekse, Amerika Birleşik Devletleri’nin önce davranıp kendisi için geliştirmesinin iyi olacağına karar verdi. Amerika Birleşik Devletleri’nin 1941’de savaşa girmesinden bile önce, Amerikan hükümeti uranyumun askerî potansiyelini öğrenmek için bir programa başlamıştı. Pearl Harbor’dan sonra bu program, Manhattan Projesi olarak geliştirildi. New Mexico’da insanlardan uzak bir alanda yıllarca süren çalışmalardan sonra Müttefik bilim adamlarından bir ekip, sonunda 1945’te bir atom silahını mükemmelleştirdi.
Savaş sırasında en yoğun bir zamanda Manhattan Projesi, dünyanın en üst düzey bilim adamlarının yüzlercesini bir araya getirdi. Büyük bilimsel kafaların böylesi bir buluşmasının daha önce “ eşi görülmemişti. Einstein gibi çoğu bilim adamının kendileri de Nazi işgali altındaki Avrupa’dan kaçmıştı. Amerika Birleşik Devletleri hükümeti, bomba için yaklaşık 20 milyar dolara karşılık gelecek para harcadı.
Bombanın 1945’te