“keşke aşık olabilseydim ama tutkuyu yitirmiş, arzuyu unutmuş gibi hissediyorum. kendime fazla dönüğüm. kendi kişiliğim benim için bir yük haline geldi. kaçmak, uzaklara gitmek, unutmak istiyorum.”
ben artık hiçbir şeyi ne onaylıyor ne de karşı çıkıyorum. yaşama karşı iyi bir tutum değil bu. biz bu dünyaya ahlaki önyargılarımızı sergilemek için gönderilmedik. sıradan insanların söylediklerini hiç ciddiye almam; seçkin insanların yaptıklarına da hiç karışmam. eğer bir insanın kişiliği beni büyülemişse, o kişiliğin seçtiği, kendini dışa vurma biçimini kesinlikle beğenirim.
"çirkinlerle ahmaklar bu dünyanın keyfini sürerler. rahatça yerlerine kurulup, ağızları açık, sahnedeki oyunu seyrederler. zaferin tadını tatmazlarsa da, en azından, yenilgiden uzak yaşarlar. onlar hepimizin yaşaması gerektiği gibi yaşarlar: kayıtsız, ilgisiz ve tedirginlikten uzak. ne başkalarının başına bela olurlar, ne de başkalarından bir bela gelir onlara"