Bu binaya çıkılmaz, içine girilince aşağıya inilirdi. Yerin üstünde nasıl birkaç kat varsa, yerin altında da birkaç kat vardı. Bu bakımdan şöyle bir benzetiş yapabiliriz "Hani bazan ormanlar,dağlar bir gölün durgun sularına yansırlar; insan yukarıda asil ormanları,dağları, suyun yüzünde de bunların yansımalarını görür. Ortaçağ binaları tam bu biçimdeydi işte.Saint-Antoine Kalesinde, Paris Adliye Sarayı'nda, Louvre Sarayı'nda bu yeraltı yapıları hapishane olarak kullanılırdı.
Bu hapishanelerin katları yerin içine gömüldükçe daralıyor ve loşlaşıyordu. Korkunçluğun çeşitli derecelerinin sıralandığı bölgeler halindeydi bunlar.Dante de «Cehennem» için bunlardan daha uygun bir şey bulamaz. Bu huni şeklindeki zindanlar genel olarak kuyu gibi bir yerde son buluyordu. işte Dante, şeytanı böyle bir yere yerleştirmişti.Ortaçağ'ın toplumu ise bu yere idam mahkumunu yerleştirirdi.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
OrtaÇağda bir binanın yapımı sona erdimi yerin altında da hemen hemen üstündeki kadar büyük başka bir bina bulunurdu. Notre-Dame Kilisesi gibi direkler üzerine kurulmuş yapılar dışında, bir sarayın, bir kilisenin, bir kalenin büyük bölümü toprağin altındaydı.Hele büyük kiliselerde bu, yeraltında başka bir kilise gibiydi sanki.
Kadınlar saygı görürlerse buna tanrılar da
sevinirler. Kadınların hor görüldükleri yerlerde tanrılara yalvarmak boşunadır. Bir kadının ağzı daima temizdir, saftır.Bu ağız bir akar su, bir güneş ışını gibidir. Bir kadının adı hoş, tatlı, hayali okşar olmalıdır.Uzun ve sesli harflerle sona
ermeli ve bir duanın sözcüklerini andırmalıdır.
Genç ve güzel kadınlardan oluşan bir topluluğu az-çok kızdırmak içinse, daha güzel bir
kadının içeriye girmesi yeter. Hele bu kadınların yanında bir tek erkek de bulunursa . . .