Dimitrina

Dimitrina
@Dimitrina
Bir Kraliçe asla savaşmaz. Varlığını geri çeker imparatorluk çöker.
İzmir kitap fuarı başlıyor
Umarım güzel indirimli ve cazip fiyatlar olur. Çünkü gerçekten artık kitapları almadan dokunup koklamak istiyorum, internetten almak tamam çok uygun oluyo ve nerdeyse yarı fiyatına geliyo ama kitabevlerinden bu hazinelerimizi gıcır gıcır almanın zevkinin de paha biçilemez olduğu bir gerçek. Dimi ama😬
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
"İnan bana, ömrüm boyunca senin kadar güzel kokan insana rastlamadım hiç.
Sayfa 185
İsveç' de mülteci olmak
Hükümet her mülteciye maaş bağlamış, evinin kirasını vermiş, dil kurslarına yollamış, ev döşemesi için kredi sağlamış, hatta ilk geldiklerinde tepeden tırnağa giyinmeleri için onları anlaşmalı mağazalara yollamıştı. Diğer mülteciler gibi Garcia da Pub'un katlarında dolaşarak tepeden tırnağa giyinmiş ve iç çamaşırından sırtındaki paltoya kadar yenilenmişti. Şimdi de yine devletin verdiği azımsanmayacak bursla üniversitede okuyordu. Bu mültecilerin hepsi kendi ülkelerinde, kendi devletlerinden dayak yemişler, burada ise el üstünde tutulmuşlardı ve durmadan 1sveç'e sövüyorlardı.
Sayfa 127
Gökboet= Guguk Kuşu
Film Stockholm'de, Sveavagen'deki Rialto Sineması'nda Gökboet adıyla oynamıştı ve ben filmi iki kez üst üste görmüştüm. Akıl hastanesinde isyan başlatan ve otoriteye karşı çıkan adam rolünde Jack Nicholson eşsizdi. Belki de en iyi perf ormansıydı bu. Filmin sonunda Kızılderili arkadaşı ona büyük bir iyilik yapıyor ve yüzüne yastık bastırarak öldürüyordu onu. Çünkü beynine verilen elektroşoklardan sonra bir bitkiye dönüşmüştü. Yaşaması mümkün dekildi.
Çok hoş bir insandır annem. Arkadaşları gibi o da her olayı mutfak zamanlamasına göre anlatır: "Tam fasulyemi ayıklayıp soğanımı soymayı bitirmiştim, tencereye koyacaktım ki sokaktan bir gürültü geldikini duydum. " O sırada, iki kişinin ölümüyle biten bir trafik kazasından söz etmektedir ama sizin bunu anlamanız biraz zaman alır. "Sabah kalktım. Geceden ıslattığım barbunyayı süzeyim de kara suyu çıksın, diye mutf ağa gidiyordum ki tam o sırada askerler koşarak bizim sokağa daldı. " Annemin arkadaşları da böyle konuşur. Eminim insanoğlunun aya ilk olarak ayak bastığı saniyeyi bile, tencerede soğan öldürmeyle birleştirerek anlatır bunlar.Ve ya ptıkları yemekten birinci tekil kişi mülkiyetiyle söz açarlar: Etim, fasulyem, barbunyam, soğanım,pırasam, kıymam,böreğim ...
Sayfa 79