"... Halil'in yüzü kıpkırmızıydı. Çarşafı ısırıyor, gözyaşlarını durdurmaya çalışıyordu. Benim önümde ağlamak istemiyordu. Hatta tersine, derinlerden gelen gururuyla, bana bakıp gülümsüyordu çocuk. Birden, kan tükürdü. Bunun bazen sonsuz karanlıkların habercisi, sonsuzluğa girişi selamlayan çiy olduğunu anladım..."