Emrah Altun

Emrah Altun
@Diogenaus
Düşünüyorum nasıl budandık bahara ulaşmak için. Şimdi sessiz duruyoruz kıyısında bir düşüncenin unutmamak için çünkü unutuşun kolay ülkesindeyiz. instagram.com/altunemo
Okur Yazar
Stockholm
36 okur puanı
Eylül 2017 tarihinde katıldı

Emrah Altun

, bir kitap okudu
Puan vermedi·272 syf.·
Beğendi
·
2018 1. kitabı
Ksenophon
8.3/10 · 1.155 okunma
Reklam
Dom za vesanje
Hayatımı mahfetmek istiyorlar! Beynime iğneler yapıp beni sıkıştırıyorlar ama kaçtım O kadar aptal değilim. Bana zorla ilaç veriyorlar,ampul yutturmaya çalıştılar! Hemde kocaman. hap yutturuyorlar; haplar... Ruhumu zaptedip dans eden bir ayıya çevirmek istiyorlar. Kanatlarımı koparmak istiyorlar, kanatları olmayan bir ruh ne işe yarar ki? Benim ruhum özgür. Bir kuş gibi özgür. Yükseklere çıkıp sonra aşağıya iner. Bazen gözyaşı döker, bazen de şarkılar söyleyip kahkahalar atar.
Diogenes (Diyojen, MÖ 412-323) MÖ 412 Sinop doğumludur. Ailesiyle Atina’ya göç eden Diogenes, burada umduğu gibi bir yaşama kavuşa­mamıştır. Sokrates’in öğrencisi olan Antisthenes onun ha­yatında oldukça etkili olur. Doğaya uygun yaşamayı, ih­tiyaçları azaltmayı ilke edinmiş, Yunanca köpek anlamına gelen Kinik öğretisine uygun yaşamaya başlamıştır. Mut­luluğa, bütün tutkularından sıyrılarak, her türlü bağdan kurtulmuş içsel özgürlükle kavuşulabileceğini savunan Kinikler, böylece insanda ölçüsüzlük, gösteriş ve kendini beğenmişlik olmayacağını söylüyorlardı. Bir fıçı içinde yaşayan, tek mal varlığı su içtiği çanak olan Diogenes, bir gün çeşmeden avucuyla su içen bir ço­cuk görünce çanağından vazgeçerek onu da atmıştır. Ünlü filozof Diogenes, dar bir sokaktan geçerken zen­gin olduğu her hâlinden belli olan biri ile karşılaşır. Sokak­tan geçebilmeleri için ikisinden birinin kenara çekilip yol vermesi gerekirken zengin olduğu kadar kibirli de görü­nen adam “Ben bir serserinin önünden çekilmem” der. Diogenes bu sözlere umursamaz bir tavırla şöyle ce­vap verir: “Fakat ben çekilirim”.
Leyla ile Mecnun – Yalnızlık “Yalnızlık..yalnızlık gece ayazında sabaha kadar beklemek gibidir.ısınmak için güneşin doğmasını beklersin ama o güneş hiç bir zaman doğmaz.yalnızlık bulmadığın sevgiyi başka yerlerde aramak gibidir.ne yaparsan yap onu bulamayacağını bilirsin ama yine de denemekten vazgeçmezsin onun boşluğunu hep başka şeylerle doldurmaya çalışırsın.yalnızlık aynı havaya soluyup da bir türlü yan yana olamamak gibidir..aldığın her nefeste onun kokusunu duymak istersin ama yapamazsın.aldığın her nefes ciğerini acıtmaya başlar.yalnızlık dediğin eski bir sandalyenin gıcırdamasıdır yalnızlık..” İskender Abi
Pazar yerlerinde su satan, saçları üç numara traşlı, okuldan arta kalan zamanlarında babasının çay ocağında çalışan, hayalleri boyundan büyük bir çocuk çalıyor kapımı. Bana benziyor. ilişiyor karşımdaki koltuğun ucuna. çekingen, az konuşuyor. ya da ben çok konuşuyorum. diz kapakları yara bere içinde. bana bakıyor. ben bu yaraları önceden biliyorum. Tamer Dursun
Reklam