Geleceğe kendi geleceğine inancını yitiren tutuklunun sonu geliyordu. Geleceğe olan inancını yitirince tinsel (manevi) bağlarını da yitiriyordu; kendi çöküşüne, ruhsal ve fiziksel çöküşüne göz yumuyordu.
"Mutlak aşkın ve birey olma savaşının romanı" olan Malina için ne desem eksik olacak. Yazar İngeborg Bachmann'ın "Benim erkek tarafım." dediği Malina kitabın baş kahramanının da çatışmalarını ve varoluş mücadelesini müthiş bir bilinç akışıyla sunduğu tek romanı. Öykü ve şiirlerinin de en az bu kadar vurucu olduğunu okudum ancak bu kitap sizi kahramanın depresyonuyla savurabilecek güçte bir anlatım tekniği ile yazılmış ve Bachmann Wittgenstein etkisiyle dili ustaca kullanmış.
Herhangi bir olay, kurgu beklentisi içine girmeden okunması gereken kitaplar arasında Malina. Edebiyatımızda Oğuz Atay'ın Tutunamayanlar'ının tekniğine benzetilebilir.
İsimsiz kadının dilinden yazılan eseri şu sözleri özetliyor aslında: "Ivan ve ben: bir noktada birleşen dünya. Malina ve ben, ikimiz bir olduğumuz için: aykırılaşan dünya." Ivan ilişkinin faşist tarafı (bence), Malina da karakterin öteki (erkek) yüzü Bergmann'ın Persona'sı gibi yüzleştiği ve bocaladığı taraf olsa gerek. Bir de "Ben babamın yuvarladığı çığın altında kaldım." dediği bir otorite figürü var, sanırım Nazizmi temsil ediyor. Kitapta detaylar o kadar çok ki, aşkın hastalıklı halleri ve rasyonel hâlleri yanı sıra kadının tarihsel mücadelesi, cinayete dönüşen aşk sorunsalı..
Müzikle desteklenmiş, okudukça açılan fakat beyin yakan bu kitabı özellikle bilinç akışı seven okuyucuya tavsiye ederim.
Kitapla kalın.
MalinaIngeborg Bachmann · Yapı Kredi Yayınları · 2025905 okunma