Mr.Nobody

Kişi kendi sorununu kendisi keşfetmezse, o sorunun çözümüyle etkili bir biçimde uğraşamaz.
Reklam
Dinlemenin bir kimsenin sorununu çözmede nasıl yararlı olacağını anlayabilmek için, önce bir kimsenin sorununu onun kendisinden başka hiç kimsenin çözemeyeceğinin kabul edilmesi gerekir. Biz o kişiye, ancak kendi sorununu kendisinin çözebilmesi için yardımcı olabiliriz. Çünkü bir kişinin sorununu onun yerine çözdüğümüzü varsaysak bile, bu kısa vadeli bir çözüm olur ve o kişi uzun dönemde benzer sorunlarla yine karşılaşır. O kişiye, köklü çözümleri kendinin bulması yönünde yardım edilirse, gerçek bir katkı yapılmış olur. Ne var ki önerilmesi kolay, uygulanması zor bir davranıştır bu. Çünkü önem verdiğimiz, sevdiğimiz bir kimsenin güç bir durumda olduğunu bildiğimiz zaman, içimizden ilk geçen, hemen koşup ona yardım etmektir; onun sorularına bir cevap bulmaya kalkarız, "Şöyle yap, buraya git, şununla konuş," gibi tümüyle iyi niyetimizin etkisi altında bir sürü yollar öneririz. Bu öneriler gerçekten doğru da olsa, deneyler göstermiştir ki bu çözüm yollarını kişinin kendisi bulup çıkarmadıkça, önerilerin uzun zaman içinde pek yararı dokunmamakta, hatta tersine, kişiyi kendi sorunlarını çözemez, aciz bir birey durumuna sokarak zararlı bile olmaktadır. Onun için yapacağınız önerilerin gerçekten en doğrusu olduğuna inansanız bile, sonuçta çözüm yolunu kişinin kendisine bırakmak gerekiyor.
Görüşülen, konuşulan birçok insana olduğu gibi değil, onların bizi görmek istediği biçimde görünmek isteriz. Başka bir deyişle sosyal maskeler takarız, çünkü onlar tarafından kabul edilmek, beğenilmek isteriz. Kendi benliğini değerli gören, kendine güveni yüksek olan kimselerin, başkaları tarafından beğenilmeye gereksinimi daha az, kendi benliğini değersiz gören, kendine güveni olmayan kişilerin ise daha çoktur. Bizi değerlendirme durumunda olan öğretmen, patron, müfettiş gibi kimselerle konuşurken, onların beğenisini kazanmaya daha bir özen gösterir, maskelerimizi daha sık kullanırız.
Her bireyin değişik konularda kendine özgü bir düşüncesi, bir anlayışı vardır ve bu düşüncenin bir başka kimseninkinden farklı olması doğaldır. Bir toplumda "Herkes benim gibi düşünmelidir, benim düşünce tarzım en doğrusudur," tutumu ağır basarsa, akılcı tartışmalar yerine duygusal çatışmalar ortaya çıkar. Akılcı tartışmanın gerçekleşemeyeceğini bilenler, duygusal çatışmaya girmek istemediklerinde, karşısındakilerle, gerçekte olmadıkları halde, hemfikirmiş görünürler.
SOSYAL MASKELER TAKARAK iletişim kurulmasının temel nedenlerinden biri "kabul edilmek", başkalarınca uzağa itilmemek isteğidir. Her maskeli iletişimin altında, "Sana nasıl bir kişi olduğumu, ne düşündüğümü, neler hissettiğimi olduğu gibi söylersem beni kabul etmez, benimle alay eder ya da bana kızarsın," anlayışı vardır. Böylece ne olduğumuzu değil, başkalarının bizi nasıl göreceğini düşünerek iletişimde bulunuruz.
Reklam