O halde bu tanımdan yola çıkarak şunu söyleyebiliriz: Kalabalık bir kafede, metroda veya Lincoln'ün de keşfettiği gibi bahçenizde nöbet tutan askerler varken de gönüllü yalnızlığın keyfini sürebilirsiniz, yeter ki zihninizin sadece kendi düşünceleriyle meşgul olmasını izin verin. Öte yandan, diğer zihinlerden gelen girdilere izin verdiğinizde, in cin top oynayan, çıt çıkmayan bir ortamda bile yalnız kalamayabilirsiniz. Bu girdiler sadece sohbetle gelmez; kitap okuyarak, podcast dinleyerek, televizyon izleyerek veya dikkatinizi bir telefon ekranına çeken herhangi bir faaliyette bulunarak bu girdileri zihninize davet etmiş olursunuz. Gönüllü yalnızlık, başkalarından gelen bilgilere tepki vermeyi bırakıp, nerede olursanız olun kendi düşünce ve deneyimlerinize odaklanmanızı gerektirir.