Kısacık bir sürede olsa hayattan uzak kalmaktan nefret ediyordu; tek tesellisiyse çalar saatin beş saat sonraya kurulu olmasıydı. Neyse ki sadece beş saat kaybettikten sonra çınlayan saat tarafından bilinçsiz halde yatmaktan kurtarılışın ardından, on dokuz saatlik muhteşem bir gün daha geliyordu.
Kendini Tanrı’nın çılgın aşığı olarak görüyordu, öyle ki onu şovalye ilan etseler bu kadar gurur duymazdı. Sonunda hayatın anlamını çözmüş, dünyaya neden geldiğini anlamıştı.
Korktu. Beyni bu kadar bilgiyi alabilir miydi? Ama sonra bunu becermiş olan bir sürü insan olduğu akla gelince tutkulu, büyük bir yemin etti fısıltıyla, onların yaptığını kendisininde başaracağını ant içti.