maRamy

Koy başını omuzuma yine. Aldırma, söylenmeden kalsın Düşünülmedikler, bilinmedikler - bırak Unutulsun geridekiler, özlensin ileridekiler - bırak Yansısın camda donuk ışık, usulca ışıldarken Sabah, aydınlanırken uçup geçen yeşillik. Gel- uyuyalım güneş görününce, Aşınca tepeyi göz kamaştırıcı ışık. Uyanacağız nasılsa, dikelmeden ışınlar, Dümdüz, aklaştırıcı olacak yeniden bakışımız. Ama şimdi-sanki sevdalı gibiyiz şimdi, Sanki karanlıkta sezinledik aydınlığın başladığı yeri Şimdi kurduk sanki geceyi gündüzle, Şimdi kuruttuk sanki gündüzü geceyle Aydınlığın karanlığında görür gözlerimiz. Gündüz yarasalarıyız biz.
Şiir
maRamy
Uygar kişi uyumsuz insandır. İçine girdiği her toplumsal çerçeve, garip gelir ona - bunun alışamamakla pek bir ilgisi yoktur çabuk alışır uygar kişi aslında; bu anlamda 'uyumlu'dur. Ama her seferinde, 'uyum' sağladıktan sonra bile -ya da en çok o zaman-, bu çerçeve - hatta o zaman daha da garip gelir ona. Küçücük şeylerde ortaya çıkıverir uyumsuzluğu. (Çok iyi bildiği bir yabancı dilde iki sesi biribirine karıştırıverir örneğin, ya da bir sözcüğün yazılışına bir harf ekleyiverir, bir harf çıkarıverir...) Alışılmışa alışamayan insandır temelde uygar kişi — içinde bulunduğu toplumsal çerçeveye alışır alışmasına, ama alışmaya alışamaz bir türlü. Garipser durur... Sf.51
Reklam
Koy başını omuzuma yine. Aldırma, söylenmeden kalsın Düşünülmedikler, bilinmedikler - bırak Unutulsun geridekiler, özlensin ileridekiler - bırak Yansısın camda donuk ışık, usulca ışıldarken Sabah, aydınlanırken uçup geçen yeşillik. Gel- uyuyalım güneş görününce, Aşınca tepeyi göz kamaştırıcı ışık. Uyanacağız nasılsa, dikelmeden ışınlar, Dümdüz, aklaştırıcı olacak yeniden bakışımız. Ama şimdi-sanki sevdalı gibiyiz şimdi, Sanki karanlıkta sezinledik aydınlığın başladığı yeri Şimdi kurduk sanki geceyi gündüzle, Şimdi kuruttuk sanki gündüzü geceyle Aydınlığın karanlığında görür gözlerimiz. Gündüz yarasalarıyız biz.
Şiir
maRamy
"Böyle, hiç kıpırdamadan, sonsuza dek durabilirim" diyebilir. Uygarlık, en temelde, tembelliktir. Ağustos Böceği ile Karınca arasındaki seçimde, uygar kişinin oyu hep birinciden yanadır. ("Kış" için hazırlık yapmak, o anda yaşanmakta olan "Yaz"ın tadını kaçırmaktır hem, Karınca da tıpkı Ağustos Böceği gibi tek bir yıl yaşar: öyleyse niye onca çaba?...) İnsanlık son demlerini yaşarken (?), uygarlığın da en son sonucuna varıyor: Önümüzdeki yüzyıl(lar?) ekonomik tembellik çağ(lar)ı olacak herhalde ama, tabiî, uygarlık çağ(lar)ı olacağı bu yüzden garanti edilmiş değil hiç de... Uygar kişi, tembel insan olarak, direnen insandır: aylaklığında sebatlıdır. Sf.50
Koy başını omuzuma yine. Aldırma, söylenmeden kalsın Düşünülmedikler, bilinmedikler - bırak Unutulsun geridekiler, özlensin ileridekiler - bırak Yansısın camda donuk ışık, usulca ışıldarken Sabah, aydınlanırken uçup geçen yeşillik. Gel- uyuyalım güneş görününce, Aşınca tepeyi göz kamaştırıcı ışık. Uyanacağız nasılsa, dikelmeden ışınlar, Dümdüz, aklaştırıcı olacak yeniden bakışımız. Ama şimdi-sanki sevdalı gibiyiz şimdi, Sanki karanlıkta sezinledik aydınlığın başladığı yeri Şimdi kurduk sanki geceyi gündüzle, Şimdi kuruttuk sanki gündüzü geceyle Aydınlığın karanlığında görür gözlerimiz. Gündüz yarasalarıyız biz.
Şiir
maRamy
Uygar kişi dağınıklık içinde düzenli olabilen insandır. Kendini aşırı 'tertiplilik' içinde kurutmayan; ama, 'gelişigüzellik' içinde de boğulmayan insan. Dengeli insandır uygar kişi - ama bu, 'normal,' 'uyumlu' demek değildir hiç de: Aşırı insandır aynı zamanda uygar kişi - nerede, ne zaman aşırı olması gerektiğini bilmekte dengelidir. Uygarlık, aşırılıkları dengelemektir. İnsanlığın genel (alışılmış) durumu, salt aşırılık ile salt dengelilik (durgunluk) arasında gidip gelir-bu yüzden gerçek uygarlık çok enderdir, çünkü dengeli aşırılık enderdir. (Uygar kişi, biteviye uygar olmayan insandır - yoksa çok can sıkıcı birşey olurdu uygarlık!) Uygar kişi, uygar olmaya(da)bilen insandır; çünkü uygardır zaten- uygar olmak zorunda değildir. Uygar kişi "ne ise o olan" insandır - tek derdi, ne olduğunu anlamaktır. Çünkü -daha önce de söyledik-, bilinçtir uygarlık eninde-sonunda. Olduğu gibidir; ama ne olduğunu anlamış değildir daha — bu anlamayı bitireceği de yoktur; bunu da bilir. Anlaması hiç bitmez uygar kişinin; anlamadıklarının da sonu gelmez hep anlamayan insandır uygar kişi; çünkü şunu anlamıştır: anlaması biterse, uygarlığı da bitmiş demektir. Sf.49
Koy başını omuzuma yine. Aldırma, söylenmeden kalsın Düşünülmedikler, bilinmedikler - bırak Unutulsun geridekiler, özlensin ileridekiler - bırak Yansısın camda donuk ışık, usulca ışıldarken Sabah, aydınlanırken uçup geçen yeşillik. Gel- uyuyalım güneş görününce, Aşınca tepeyi göz kamaştırıcı ışık. Uyanacağız nasılsa, dikelmeden ışınlar, Dümdüz, aklaştırıcı olacak yeniden bakışımız. Ama şimdi-sanki sevdalı gibiyiz şimdi, Sanki karanlıkta sezinledik aydınlığın başladığı yeri Şimdi kurduk sanki geceyi gündüzle, Şimdi kuruttuk sanki gündüzü geceyle Aydınlığın karanlığında görür gözlerimiz. Gündüz yarasalarıyız biz.
Şiir
maRamy
'Doğal durum'un uygarlığa nasıl ters olduğunu şurada görüyoruz: Her doğal olay, 'kendi içinde' ve 'kendi için'dir kendi dışına ulaşabilmesi, yine, kendinden başlamasıyla ve kendi dışıyla olanaklıdır. Oysa uygar düşünce, kendinden de, kendi dışından da yola çıksa, kendi konumuna en sonda/en alt ta varir; ondan uzaklaşabilir de... Hayvan "ben" demek isterken hep "o" der; oysa insan, "ben" der; ayrıca, "biz" de diyebilir sonra, yine, "ben" der. Hayvan hep tekil şahısta kalır, geri dönüp kendine bakamaz; oysa insan, "ben" ile "ben" arasında gidip gelebildiği gibi, "biz" ile "ben" arasındaki yolu da yürür - yürüyebiliyorsa, uygardır. Sf.48
Koy başını omuzuma yine. Aldırma, söylenmeden kalsın Düşünülmedikler, bilinmedikler - bırak Unutulsun geridekiler, özlensin ileridekiler - bırak Yansısın camda donuk ışık, usulca ışıldarken Sabah, aydınlanırken uçup geçen yeşillik. Gel- uyuyalım güneş görününce, Aşınca tepeyi göz kamaştırıcı ışık. Uyanacağız nasılsa, dikelmeden ışınlar, Dümdüz, aklaştırıcı olacak yeniden bakışımız. Ama şimdi-sanki sevdalı gibiyiz şimdi, Sanki karanlıkta sezinledik aydınlığın başladığı yeri Şimdi kurduk sanki geceyi gündüzle, Şimdi kuruttuk sanki gündüzü geceyle Aydınlığın karanlığında görür gözlerimiz. Gündüz yarasalarıyız biz.
Şiir
maRamy
Temelinden aykırı düştüğümüz bir çerçevedir, içinde yaşadığımız -şu ya da bu bakımdan' değil tam da biz; tam da bu çerçeve: temelden aykırı iki şey zaten... Bizim, bu çerçeve içinde "yaşıyor olmamız bile bir önyargıdır belki" bile denebilir belki -önyargıda bulunmadan! Sf.38