İNSAN BEYNİNİN çevremizdeki coşkun bilgi nehrinde ustalıkla yolunu bulduğuna inanıyoruz. Fakat yine de oldukça basit hedeflere ulaşmaya çalışırken sık sık zorlanıyoruz. Bunun sebebi bozucu etkilerdir, yani hem gereksiz bilgilerden kaynaklanan dikkat dağılması hem de aynı anda birden çok hedefe ulaşma girişimlerimiz sonucunda yaptığımız işin bölünmesidir.
Sadece problemlerimizi seçmeyiz. Aynı zamanda birbirimize karşı oluşturduğumuz problemleri de seçeriz, ister bir şehri tasarlama şeklimiz olsun isterse de bir soruyu sorma şeklimiz olsun. Bu durum bilgisayar biliminden ahlak konusuna ilginç bir köprü yaratır: Bilişim nezaketi dediğimiz bir prensip şeklinde.
Eğer çözümsüz bir senaryoda sıkışıp kalırsanız, hüristikleri (sezgisel yaklaşımları), yakınsamaları ve rastlantısallığın stratejik kullanımının size işe yarar çözümler bulmada yardımcı olabileceğini hatırlayın. Bilgisayar mühendisleriyle yaptığımız görüşmelerde defalarca karşımıza çıkan bir tema şudur: Bazen "yeteri kadar iyi" aslında gerçekten de yeteri kadar iyidir. Dahası, karmaşıklığın farkında olmak problemlerimizi seçmede bize yardımcı olur: Eğer karşılaşacağımız durumlar üzerinde bir kontrolümüz varsa, çözülebilir sorunları seçmeliyiz.