Bismillahirrahmanirrahim üstad yine döktürmüş 1.cillden sonra kuranı kerimi okuduğum vakit çoğunlukla ayetlerinin manasını mealsiz anlıyabiliyordum ayetlerden yola çıkılarak yazılmış bir kitap 3.cilde buluşmak ümidiyle sonsuz selât selam Efendimize S.A.S üzerine olsun
Mevlânâ -kuddise sirruh-, ledünnî ilmin bir nasîb işi olduğu-
nu ve buna nâiliyyetin ancak kalbi istîdâd ile murâd-ı lâhiye
bağlı bulunduğunu misâl ile ne güzel ifâde eder:
“Ya’kûb’un, Yûsuf’un yüzünde gördüğü fevkalâdelik,
kendine mahsûs idi. O nuru görmek, Yûsuf’un biraderleri-
ne nasîb olmamıştı. Kardeşlerinin gönül âlemi, Yûsuf’un
hakikatini görmekten ve anlamaktan uzak idi.”
“Rûhun gıdası aşktır. Canlarınki ise açlıktır.”
“Ya’kûb’da Yûsuf’un bir câzibesi vardı. Bundan dolayı,
Yûsuf’un gömleğinin kokusu, O’na çok uzak bir yerden da
hî ulaştı. Gömleği taşıyan kardeşi ise, o kokuyu duymaktan
mahrûm idi.”
“Çok âlim vardır ki, irfandan nasîbi yoktur, ilim hâfızı
olmuştur da, Allâh’ın habîbi olamamıştır...
Hazret-i Mevlânâ -kuddise sirruh-, Mesnevi sinde mârifet
sırrına su şekilde açıklık getirir:
“Akıl, dünyevî işlerimizde başarılı olmasına rağmen,
mâhiyeti icâbı, hakikate, lâhi esrâra, yâni mârifetullâha vâ-
sıl olmakta yetersiz kalır. Bu ulvi yolculuk için bir vâsıta ge-
reklidir. O da gönüldür, aşktır, vecddir, isti raktır. Akıl, Mus-
tafâ'ya kurbân olsun!
Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz de dâimâ
Şöyle duâ ederdi:
“Ey kalblere hükmeden Allah'ım! Kalblerimizi Sana tâ-
ate âmâde kil!" (Müslim, Kader, 17)