Nasip

Nasip
@DiyavolPasha
The mind adapts and converts to its own purposes the obstacle to our acting. The impediment to action advances action. What stands in the way becomes the way. -Marcus Aurelius
Bilimkurgu, her türlü statükonun hayal gücüyle yıkımına hazır ve elverişlidir. Hayal güçlerini beslemeye ve işlemeye gücü yetmeyen bürokratlar ve politikacılar, bilimkurgunun ışın tabancalarından ve saçmalıktan ibaret olduğunu, sadece çocukların hoşuna gideceğini sanmaya meyillidir.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
"E, dinledin mi bu dilencinin hikâyesini?" dedi Ştolts ahbabina. "Bahsettiği bu İlya İlyiç kim?" diye sordu edebiyatçı. "Oblomov; sana çok bahsettim ondan." "Evet, ismini hatırlıyorum; senin okul arkadaşın, dostun. Ne oldu ona?" "Öldü, bir hiç uğruna heba oldu." Ştolts içini çekti ve düşüncelere daldı. "Başkalarından aptal değildi, saf ve cam gibi berrak birruhu vardı, asildi, sevgi doluydu, yitip gitti!" "Neden? Ne sebeple?" "Sebebi... ne sebebi olacak! Oblomovluk!" dedi Ştolts. "Oblomovluk!" diye tekrarladı edebiyatçı kuşkuyla. "Ne demek bu?" "İzin ver düşüncelerimi ve hafıza mı toplayayım, anlatacağım sana. Sen de yazarsın; belki birilerinin işine yarar." Ve ona, burada yazılı olanları anlattı.
Gerçekçilik, körelmiş, hayal güçleri sadece en sınırlı ve en geleneksel konuları takdir etmelerine müsaade eden tembel, yarı eğitimli insanlar içindir. Gerçekçi Kurgu da sırtını yalnızca taklit etmeye dayayan, hayal gücü kit yazar bozuntuları tarafından kaleme alınmış, kendini tekrarlayan bir janr.
"Erkek yazını" lafı yerine -ki zaten kendisi genelgeçer norm olarak kabul ediliyor- "kadın yazını" vurgusunu duyduğumuz müddetçe bu denge hakkaniyetli olamayacak. Aynı imtiyaz ve önyargı sinyali, feminizm kelimesinin yaygın kullanılışında ve doğal karşıtı olan maskülinizm kelimesinin neredeyse hiç karşımıza çıkmayışında da mevcut. Her iki kelimenin de gerekli olmayacağı günlerin hasretini çekiyorum.
"Hayatım tepeleme mutlulukla dolu, öyle çok istiyorum ki yaşamayı... ama sonra ansızın bir acılık gelip karışıyor..." "Ah! Prometeus'un ateşinin hesaplaşması! Bu hüzne katlanmak yetmez, sev onu, kuşku ve sorulara saygı göster; bunlar hayatın dışarı taşan fazlalığı, lüksüdür ve daha ziyade saadetin zirvesinde, kaba arzular kalmadığında, gündelik hayatın orta yerine doğmadığında ortaya çıkarlar; acı ve muhtaçlığın olduğu, kalabalıkların şüphenin gölgesini bilmeden yürüdükleri yerde yoktur soruların hüznü... Ama kim onlarla doğru zamanda karşılaşırsa, onlar için ağır bir çekiç değil sevilen bir misafir olurlar." "Ama baş edemiyorsun ki onlarla; elem ve kayıtsızlık veriyorlar... neredeyse her şeye karşı..." diye ekledi Olga kararsızlıkla. "Peki uzun mu sürecek? Sonra hayat tazelenecek," dedi beriki. "Bunlar, artık soruların kalmayacağı bir dipsizliğe götürürler ve hayata daha büyük bir aşkla bakmaya zorlarlar yine... Artık tecrübeli kuvvetleri kendinle mücadeleye çağırırlar, sanki onlara bir daha uyumak fırsatı vermek istedikleri için..." "Sisten, alametlerden işkence çekmek!" diye yakındı Olga. "Her şey aydınlık, sonra ansızın hayatın içine meşum bir gölge düşüyor! Gerçekten yok mu devası?" "Nasıl olmaz; hayatta bir destek! O da yoksa, sorular olmaksızın da boğucudur yaşamak!" "Ne yapmalı öyleyse? Kendini bırakıp eleme mi kapılmalı?" "Hiç de değil," dedi beriki, "metanet ve sabırla silahlanmalı, ısrarla yürümeli yolunda. Sen ve ben Titan değiliz," diye devam etti ona sarılarak, "Manfredler ve Faustlarla birlikte asi sorularla pervasız bir mücadeleye atılmıyoruz, onların meydan okuyuşlarını kabul etmiyoruz, başımızı eğiyor ve uysalca geçiriyoruz zorlu anları, sonra yine gülümsüyor hayat, saadet ve..." "Peki ya... ya hiç bırakmazlarsa peşimizi, hüzün gitgide daha