Fransız edebiyatındaki kadın profilinden başlamak gerek önce Madame Bovary'den Goriot Baba'nın kızlarına kadar yolu var değil mi? İşte Henriette bu kadınlara ters bir perspektif gibi parlıyor. Bu kadın para yemiyor. Yaratıyor, annelik yapıyormuş gibi yapmıyor, yapıyor. İnsanların içindeki hayatı çekip almıyor bilakis her gün çocuklarının içine hayat üflemeye yemin ediyor. İdare edilmiyor, idare ediyor. Hani Stairway To Heaven var ya. İşte bu kadın o merdivenden çıkıp yükseliyor cennete.
Leydi Dudley, işte onun ayakları yere basıyor. Fransız edebiyatına yakışacak türde güzel ve bu dönemin çoğu kitabında olduğu gibi söylediği yalanlar, verdiği yeminlerle o ruhsuz kadını yansıtıyor.
Tam olarak da burada öne çıkıyor o ilahi aşk tanımı. Her kitabın üstün körü değindiği ama hiçbirinin derinliğine inip tanımlamaya cesaret edemediği şey. Vadideki Zambak bugün bu kadar seviliyorsa Felix'in de dilinden düşüremediği ilahi aşk yüzünden seviliyor. Tıpkı onun gibi kendini yer ve gök arasında kaybedenler tarafından.