Tek kelime ile harika..Betimlemeleri,gerçekçi işlenen duygusu ile insanı anafor gibi içerisine çekip alan bir eser..Bir kez daha Sabahattin Ali farkını hissedebilmek ne güzel...
Gizem..Esrar.. Sırlar..Hepsinin an' ın gerçekliğine sığınıp günümüz dek ulaştığını bilmek gerçekten tüylerimi ürpertti bir yandan,diğer yandan ise kitabı elimden bıraktırmayan ayrı bir sihri yaşadım..Erhan Altunay,katıldığı programlarda merakla dinlediğim bir isimdi. Şimdi bu romanını okuduktan sonra gerçekten çok daha farklı bir anlam kazandı gözümde..Siz de kitabı okuduktan sonra ne demek istediğimi anlayacaksınız..
Daha önce turistik anlamda ziyaret edip etkilendiğim Ayasofya' ya , Yerebatan Sarnıcı'na,bir de "Masalcı"nın gözünden gördükten sonra gidebilmeyi iple çekiyorum. Ve"an'ın gerçekliğine" sığdıracağım zamanı da ..
Teşekkürler Erhan Altunay..Dilerim bu gizem dolu eserin devamı gelir..
Ağır ağır seyrederek sizi içine alacak bir roman..
Kısa bölümlerden oluşan eser, bana aynı anda yaşanan farklı duyguları hissettirdi. Bir baba - kız sevgisi.. Maure Lauren'in görmeyen gözlerinden ziyade tüm yüreği ile hissettigi dünyası.. Yeğeninin emanetine son nefesine dek sahip çıkan Etienne Amca ve O' na kahkahası ile cesaret veren Madam Manec..Kimsesiz Werner ile Jutta' nın kapıldığı radyo büyüsü...Ve tüm bunların yaşandığı İkinci Dünya Savaşı ' nın hazin gölgesi.. Savaşın kazandırdıkları, kaybettirdikleri ve savaşı her iki cepheden de görebilmek...Bir maket ve içerisine sığan "Alev Denizi"nın tılsımı..
Tarih..Bilim..Felsefe.. Tümünü içerisinde hepsini barındıran bir roman.. Teşekkürler Anthony Doerr..
İlk kez okuduğum Sunay Akın'ı.
Öyle doğal geldi ki anlatımı,sanki söyleşilerinde rastladığım o heyecanlı ses tonu çalındı zaman zaman kulağıma.İfadelerini sanki mimikleri doğrular biçimde oturdu sanki karşımda her sayfayı çevirişimde.Bazen tarihi, çoğunlukla sporla ilgili,bazen de "Aa..Gerçekten mi..Bunu bilmiyordum.."derken buldum kendimi..Sıradan başlayan kısa öykülerin daha başlığını okurken,"Acaba bunun sonu hangi sürprize dayanacak"diye düşünmeden edemedim kitap boyunca..Sanırım kütüphanemde yeni bir soluk olacak.. Teşekkürler Sunay Akın...
Sabahattin Ali deyince çok söze gerek yok,bunu biliyorum.Ama bu isim benim için apayrı bir anlam taşıyor.Vaktiyle rahmetli dedemin Almanca öğretmeni imiş.Çocukluğumda anlatırdı dedem çok bahsederdi özverisinden,ne kadar donanımlı ve sevecen bir insan olduğundan.. Öğretmenlik dönemini kısa da olsa yaşamış olmasına rağmen üzerindeki tesirinin hep büyük olduğunu telaffuz ederdi..
Ben de büyüdüm..Fikirlerim olgunlaştı ve okuduğum her Sabahattin Ali eserini çocukluğum ile birleştiriyorum ve ne kadar büyük bir değere sahip olduğumuzu defaten anlıyorum..
"Kürk Mantolu Madonna"gerçekten söze gerek duymadan sizi içine alabilecek bir roman..Bir girdap gibi kapılıveriyorsunuz olaylara..Ve Raif'in sabrı kaplayıveriyor tüm benliğinizi..Bazen de o kürk mantonun içerisinde buluveriyorsunuz kendinizi..
Okudukça daha çok olgunlaşan bir meyvenin tadı gibi veya kokladıkça kokusundan kendimi alamadığım bir leylak gibidir bende Sabahattin Ali..