Neden Anlamıyorsun ki
Vazife-i Asliyen Hayvân
Gibi Çâbâlamâk değil,
Belki Hakiki bir insân
Gibi Hâkiki bir Hayat-ı
Dâime için Sây etmektir....
Bediuzzaman
Tüccarsan doğru teraziyle tartmadan doğrulamazsın. Ahmet Hamdi Akseki merhum Asr Sûresi Tefsiri isimli risalesinde "ve amilu's salihati" ayeti için diyor ki: "Bir tabibin salih ameli hastalarına muamelesidir. Allah doktora önce namazı sormayacak, önce doktorluğunun hesabını soracak. Çünkü bu hesap kul hakkına giriyor." Doktor tababetini doğrultmadan, gereği gibi muayene yapmadan müstakim olamaz.
Ayrıldığım gün, mahallede ip atlayan kız çocuklarının ipi her çevirişlerinde rüzgâr biraz daha neşeyle esip, önüne kattığı çocukluk hayallerini gökyüzüne savuruyordu.
Ben çektirdiğim ilk vesikalık fotoğraftaki yüzümü arıyorum.
Bana Åsım b. Säbit'i hatırlatır, özellikle de karıncaların adeta onun naaşını korumak için etrafında saf tutmaları. Åsım b. Såbit, Akif'in "Asım'ın nesli" ifadesiyle kastettiği, Peygamber Efendimiz'in ashabından genç bir sahabidir. Bedir'de çıkar karşımıza. Peygamber Efendimiz ona sorar: "Asım bu müşriklerle nasıl mücadele edelim?" Müşrikler kalabalık, müminler onların üçte biridir. Asım b. Säbit şöyle cevap vermiş:
"Ya Resulallah! Oklarımız var oklayalım. Oklarımız bitene kadar teslim olmayalım. Kollarımız var taşlayalım, yamacımıza sokmayalım. Mızraklarımız kırılana kadar bunlarla mücadele edelim. En sonunda kılıçlarımızı çıkartalıın kanından ve kılıçlarımız elimizde pare pare olana kadar bunlara teslim olmayalım."
Peygamberimiz bu ifadeleri duyunca işte cihat budur, savaşmak böyle olur, buyuruyor.