"Vücutlarımız, birbirimize en kolay vereceğimiz şeydir; asıl mesele, hayatımızı verebilmektir. Baştan aşağı bir aşkın olabilmek, bir aynanın içine iki kişi girip, oradan tek bir ruh olarak çıkmaktır"
Ahmet Hamdi Tanpınar, Huzur
Ne acı kemiği olmayan kalp en çok da kemiği
olamayan dil tarafından kırılır.
Dil kırdığını inkar eder ama kalp kırıldığı yerden sızlar.
Bundandır kırık kalbin intizarini kimse duymaz
İntizarini duymayan kalbin ahına kimse
mazhar olmasın
O sebeple konuşurken iki düşünüp bir konuşmak
Akıl süzgecinden geçmeyen söylemlerden
uzak durmakta fayda vardır.
Akıl süzgecinden gecirip dile dökeceğimiz söylemler ise
Dudağa düşmeden iki dişin arasında öğütülüp söylenmelidir.
Çünkü dil en keskin bıçaktır.
Ve o bir kalbi ikiye böldüğünde
O iki parça asla birleşmez...
Sevmek sevilmek başka bir şey
Ama kandırılmak
Yok sayılmak çok başka birşey
Ayrı bir kırgınlık
Çok başka bir acı
Acının dili olsa anlatsaydı
Kor ateşlerde yanıp
Kül olamamayı tütememeyi
İyi niyetimden vurdular.
Bi ara kırgınlıktan acıdan
aklımı yitireceğim sandim.
Oysaki sevmek suç muydu
Yüreğe vurulan pranga mı ?
Yoksa sevmek...
Silahsız bıçaksız ölmek miydi?
Sahi ölmek için beden yara almalımıydı
Ruhundan yara alanlarda ölmez mi
Hayalleri, umutları,kırılınca da ölmez mi insan
Failin bedende iz bırakması mı gerekir
Katil olması için
Ruhda açılan yara katil yapmaz mi Faili
Oysa yüreğim nasılda saf ve koşulsuz sevmişti
Yüreğime yara olmamalıydı bu Sevda