Bir gece habersiz bize gel
Merdivenler gıcırdamasın
Öyle yorgunum ki hiç sorma
Sen halimden anlarsın
Sabahlara kadar oturup konuşalım
Kimse duymasın
Mavi bir gökyüzümüz olsun kanatlarımız
Dokunarak uçalım.
İnsanlardan buz gibi soğudum,
İşte yalnız sen varsın
Öyle halsizim ki hiç sorma
Sen Anlarsın.
CAHİT KÜLEBİ
Sözünü ettiğim o tuhaf zevkin özü buradadır işte: Özellikle, o iğrenç yarı umutsuzlukta, yarı inançta, kahrından kendini bilinçli olarak kırk yıl canlı canlı gömmede; zoraki yaratılmış, ama gene de bir ölçüde durumunun bu kuşkulu çaresizliğinde; tatmin edilmemiş, içine işlemiş isteklerin zehrinde; yıllarca alınan kararların hemen arkasından gelen pişmanlıkların sarsıntılı tereddüdünde...
Orada, iğrenç, leş kokan berbat yer altındaki yerinde, bizim hakarete uğramış, aşağılanmış, alaya alınmış sıçanımızın içi kısa zamanda soğuk, zehirli, en önemlisi de hiç bitmeyecek bir kinle dolar. Uğradığı hakareti, yüz kızartıcı en küçük ayrıntısına varana kadar sürekli hatırlayacak,her hatırladığında da onlara yüz kızartıcı, olmadık ayrıntılar ekleyecek, kendi hayal gücüyle içini daha büyük bir öfke ile dolduracaktır.