Tek yapabileceği
kuşlara güvenmekti. Kanatları ve gagaları olan kuşlara. Onların sesini duyana dek yüreğini boşaltmamalıydı. Yoksa o boşluk, orada oluşan gerçek boşluk, tüm kuşları içine çekiverirdi.
“Gerçek ıstırabı hissetmem gereken bir zamanda, duygularımı bastırdım. Şiddetli acı çekmeyi kabul etmemek için, olanlarla gerçekçi biçimde ve doğrudan yüzleşmekten kaçındım. Sonuç olarak da bu şekilde içi boş, cansız bir yürekle yaşıyorum şimdi. Ve zeki yılanlar yüreğimdeki o boş
yeri ele geçirip, serinkanlı bir şekilde kalplerini oraya gizlemeye çalışıyorlar.”
Mitolojide yol gösterme görevini yılanlar üstlenir. Tuhaf ama bütün kültürlerin mitolojilerinde aynıdır bu. Ancak gösterdikleri yol iyi bir yere mi çıkar kötüye
mi, bu bilinmez. Çoğu zaman hem iyi hem de kötüdür.”
Onun kalbi atınca benimkini de hareket ettiriyor sanki. Birbirine bağlı iki tekne gibi; halatı kesmek istesem de, onu kesebilecek bir bıçak yok hiçbir yerde.