3 kısa öyküden oluşan bir kitap.
Açık ve kısa anlatıma sahip olduğu çabuk okunup bitecek bir kitap o yüzden ben okurken asla sıkılmadım ve çok hoşlandım.
3 kısa öykünün her biri ayrı konularda olmasına rağmen bence hepsinin ortak özelliği ne kadar kötü durum yaşanırsa yaşansın umut insanın asla vazgeçmediği bir duygu ve o olmadan insanın yaşayamacağını göstermesi…
İlk hikaye kitabın adıyla aynı olan Lyon’da Düğün
Bu hikayenin en güzel yanı sevginin en kötü şartlar altında bile insanın kalbini ferahlatan bir durum olması ve en kötü şartlar altında bile mutluluğu getirmesi.
Çok dramatik ve güzel bir hikayeydi…
İkinci hikaye ise İki Yalnız İnsan
Bu hikayede de yoğun dram duygusana sahip iki insanla karşı karşıyayız.
İnsanların en güzel konuşarak ve birbirlerini dinleyerek anlayabileceklerinin göstergesi…
Eğer birbirlerine dertlerini anlatmasalardı sadece bakıp geçselerdi o zaman hep yalnız olacaklardı.
Üçüncü ve kitabın en uzun hikayesi olan Wondrak
Bir annenin çocuğu için neler yapacağını ve asla bir sınırı olmayacağını bize açık bir şekilde gösteriyor…
Bir kadın , kadınlığını yaşayamayan bir kadın , ağır ve tüm hayatı boyunca devam eden zorbalıklar sonucunda yaşamdan bıkmış ve umudu kalmayan bir kadın sonrasında istemediği bir bebeğe hamile kalır ama bebek doğduktan sonra tüm hayatı ve yaşama sevinci olur yani umutla çocuğuna sarılır ama kötülükler yine peşini bırakmaz…
Burda bize gösterilen anne sevgisi bu hayattaki en güzel şey, anne olmak hayatta ne olursa olsun çocuğun için tüm dünyayı karşına almak demek.
Bu kısa hikaye kısa olduğu kadar yoğun duygular yaşatabilen bir hikaye…