Doctor Faustus

Doctor Faustus
@DocFaustus
18 okur puanı
Ağustos 2024 tarihinde katıldı
Puan vermedi
”Ben Hasta Bir Adamım!” “Ben hasta bir adamım!” Divan şiirinde bir gazelin, kasidenin veya herhangi bir şiirin en güzel beytine verilen bir isim vardır: “berceste beyit”. Berceste beyit, öyle bir beyittir ki içinde yer aldığı şiirden çıkarılsa bile tek başına şiirdeki duyguyu ve anlamı vermeye kadirdir. Dostoyevski’nin romanına giriş cümlesi olarak tercih ettiği bu ifade aslında ismi verilmeyen, orta sınıf, memur bir Petersburglu’nun ağzındandır. Roman boyunca Petersburg’a, orada yaşayan zarif tabakaya, hayatta mânâ arayıp onun uğruna çalışıp didinen insanlara nefret kusar Petersburglu Yeraltı adamı. O, yalnız ve beş parasız olmaktan mutlu mudur bilinmez ancak yalnızlığını ve parasızlığını “böcek gibi” yaşayan insanlardan zeki ve üstün olmasına yorar. Hayatın olağan akışına, kendisinin dahil olamadığı o toplum hayatına karşı o kadar hırçınlaşmıştır ki 2+2’nin kendisi için 4 etmeyebileceğine bile ispata kalkışır roman olarak okuduğumuz günlüğünde. (s.14) “Küçülmekten bile zevk alan bir adamım.” sözleri yeraltı adamının dışlanmışlığa, kenara itilmişliğe karşı geliştirdiği bir savunma mekanizmasıdır esasen. O gündelik hayatın sığ ve korkak ilişkilerinden sıyrıldığı iddiasıyla aşağılanmışlığını meşrulaştırır, hatta bundan haz bile duyar! Sigmund Freud’un “mazoşizm” kavramına karşılık gelen bu duygudurumunda kişi, maruz bırakılmakta olduğu kötü durumu bilinçdışı bir hamleyle olumlamakta ve onun iyi olduğuna inanmaktadır. Yer altı adamı da tam bir mazoşisttir. Üzerine sayfalarca makaleler yazılmış, bilimsel denklemler kurulmuş böyle bir olguyu bir edebiyatçının bilimden önce bu denli bir başarıyla tasvir edebilmesi Dostoyevski’nin büyüklüğünü ortaya koyar. Nitekim Freud, psikanaliz çalışmalarının Dostoyevski’ye çok şey borçlu olduğunu belirtmiştir. “Ben hasta bir
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025159,4bin okunma
Reklam
Puan vermedi
”Jack London’un Homunculus’u”: Martin Eden Aşık olduğu kadın uğruna burjuva dünyasında kabul görmeye çabalayan; tüm burjuva metinlerini hatmedip bir burjuvanın duyarlığını edinmeye uğraşan denizci Martin Eden’in anlam arayışının sonu tam bir duyarsızlaşma olacaktır. Büyük bir ihtirasla ulaşmaya çabaladığı ‘saygın bir yazarlık’ statüsüne kavuşmuşsa da artık doğaya, güneşe, denize eskiden baktığı gibi bakamaz denizci Eden. Ava giderken av olmuştur. Burjuvalığın yapay dünyası adeta onu ait olduğu yerden kopararak bir cam fanus içine hapsetmiştir. Oysa tek amacı; sevdiği burjuva kadının erkek idealine bire bir uymak, onun hak ettiği bir erkek olmaktır. Faust’un Homunculus’u gibi Martin Eden de mahkum edildiği fanusun içinden kendini okyanusun serin sularına bırakarak kurtulur. Ciğerlerini son defa, hayatını da adadığı okyanusun serin suları doldurur. Bu anda, ömrünün son dakikalarında yeniden ve son kez yaşadığını hisseder zavallı Eden. Jack London’un kendi “yazar olma”, “kültür dünyasında kabul görme” deneyimlerinden esinlenerek oluşturduğu denizci Martin Eden karakteri gibi London da bir dönem denizcilik yapmıştır. Bu yönden hem Amerikan hem Dünya Edebiyatı’nın en çok okunan yazarlarından biri olan Jack London’un yarı-otobiyografik bir romana imza attığı söylenebilir. Fikir dünyasını inşa etme aşamasında olan her entellektüelin, okurun mutlaka okuması gereken bir eser.
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025134,8bin okunma

Doctor Faustus

, 1000Kitap'a katıldı.