”Ben Hasta Bir Adamım!”
“Ben hasta bir adamım!”
Divan şiirinde bir gazelin, kasidenin veya herhangi bir şiirin en güzel beytine verilen bir isim vardır: “berceste beyit”.
Berceste beyit, öyle bir beyittir ki içinde yer aldığı şiirden çıkarılsa bile tek başına şiirdeki duyguyu ve anlamı vermeye kadirdir.
Dostoyevski’nin romanına giriş cümlesi olarak tercih ettiği bu ifade aslında ismi verilmeyen, orta sınıf, memur bir Petersburglu’nun ağzındandır. Roman boyunca Petersburg’a, orada yaşayan zarif tabakaya, hayatta mânâ arayıp onun uğruna çalışıp didinen insanlara nefret kusar Petersburglu Yeraltı adamı. O, yalnız ve beş parasız olmaktan mutlu mudur bilinmez ancak yalnızlığını ve parasızlığını “böcek gibi” yaşayan insanlardan zeki ve üstün olmasına yorar. Hayatın olağan akışına, kendisinin dahil olamadığı o toplum hayatına karşı o kadar hırçınlaşmıştır ki 2+2’nin kendisi için 4 etmeyebileceğine bile ispata kalkışır roman olarak okuduğumuz günlüğünde. (s.14)
“Küçülmekten bile zevk alan bir adamım.” sözleri yeraltı adamının dışlanmışlığa, kenara itilmişliğe karşı geliştirdiği bir savunma mekanizmasıdır esasen. O gündelik hayatın sığ ve korkak ilişkilerinden sıyrıldığı iddiasıyla aşağılanmışlığını meşrulaştırır, hatta bundan haz bile duyar! Sigmund Freud’un “mazoşizm” kavramına karşılık gelen bu duygudurumunda kişi, maruz bırakılmakta olduğu kötü durumu bilinçdışı bir hamleyle olumlamakta ve onun iyi olduğuna inanmaktadır. Yer altı adamı da tam bir mazoşisttir. Üzerine sayfalarca makaleler yazılmış, bilimsel denklemler kurulmuş böyle bir olguyu bir edebiyatçının bilimden önce bu denli bir başarıyla tasvir edebilmesi Dostoyevski’nin büyüklüğünü ortaya koyar. Nitekim Freud, psikanaliz çalışmalarının Dostoyevski’ye çok şey borçlu olduğunu belirtmiştir.
“Ben hasta bir