Kitap ile ilgili en güzel incelemeyi kitabın kendisi son sayfasında yapmış;
"...Bu yalnızca kendi gördüğü kadarıyla korkuya ve onun tükenmez silahına karşı yapılması gerekenlerin bir tanıklığından başka bir şey olamazdı; ama aynı zamanda da, içlerinde kopan fırtınalara karşın, bir aziz olamadıklarını göre, felaketleri kabullenmeyi reddederek, yine de doktorluk yapmaya çalışan tüm insanların bu korkuya karşı daha neler yapabileceğine de tanıklık edecekti bu anlatı."
Salgın gibi felaketlerde sadece rakamlar ve gelişmelere odaklanmayıp insanların hatta şehrin duygularına ve düşüncelerine ses olmuş güzel bir roman.
Şimdilik çok farklı kökenlerden insanlar dirsek dirseğe kardeş gibiydiler. Ölümün varlığının gerçekleştiremediği eşitlik, en azından birkaç saatliğine kurtuluşun coşkusunda ortaya çıkıyordu.
Kimsenin yüreğinde çok eski ve neşesiz bir umuttan başka bir şeye yer yoktu, insanların ölümü seçmesine engel olan ve yaşamak için duydukları basit bir saplantıdan başka bir şey olmayan şu umut vardı yalnızca yüreklerde.
Şunu belirtmek gerekir, veba sevme gücünü ve hatta dostluk duygusunu herkesin elinden almıştı. Çünkü aşkın biraz olsun geleceğe gereksinimi vardır ve bizler için kısa anlardan başka bir şey yoktu artık.