Ne diyorsunuz? Bu üç sözcükten daha öz bir söz duymuş muydunuz? Üç sözcüklü bir deyim ki, anlatılmak istenip de anlatılamayan herşeyi, anlayabilecek olanlara anlatıyor. Bir toplum romanını üç sözcükle veriyor. Dükkânının önündeki Türkmen'in ağzından bu üç sözcüğü duyunca, ilkin çarpılmış gibi oldum, donup kaldım bisüre... Arabaya binip Kerkük yoluna çıkınca içimi bir sevinç kapladı; güzel Türkçemin, anadilimin anlamlılığının, güzelliğinin, yetkinliğinin estirdiği sevinç... Başka hangi dilde olabilir bu denli az sözle bu denli çok şeyi anlatma gücü? Sevincim, salt anadilimin gücünden değildi. Irak'ta Türkmenler bunca yüzyıllardanberi toplu varlıklarını koruyabilmişlerse, bunu güzel dilimizin gücüyle başarabilmişlerdir. Bunca yüzyıllardanberi eriyip gitmemeleri, benliklerini koruyabilmeleri, ne Irak'taki iktidarların hoşgörülerinden ne de Türkiye iktidarlarının Irak Türkmenlerine kültürel alanda olsun birazcık yardım etmiş olmalarındandır. Dilleri onları yüzyıllardanberi ve bugün de, en güçlü bağ, en dirençli harç olarak birbirlerine bağlayıp toplu yaşatabilmiş. Ama bugün? Ya bugün? Üç sözcükle en anlamlı özsözleri yaratabilen Irak Türkmenlerinin dili bugün yok ediliyor. Dillerinden başka da kendilerinin olan pek bişeylerini bırakmamışlar Türkmenlerin... Ben size bir dilin öldürülüşünü haber veriyorum. Evet, cinayet var! Bu gidiş böyle giderse, on-onbeş yıl sonra Türkmenlerin anadili de Arapça olacak, o zaman da ortada Türkmen kalmayacak.