Bir başkasının onu nasıl sevebildiğini, sevmeye nasıl hakkı olduğunu bazen anlamıyorum. Çünkü onu yalnızca ben o kadar yürekten ve o kadar fazla seviyorum ki ondan başka ne bir şey tanıyor, ne bir şey biliyorum; ondan başka da bir şeyim yok.
Ben yalnız ve yalnız onu, böylesine içten, böylesine derinden severken, ondan başka birini ne tanıyor, ne biliyorken, ne de başka birine sahipken, nasıl olup da bir başkası onu sevebiliyor, sevmeye yelteniyor. Havsalam bazen bunu bir türlü anlamıyor.
Ne yaparsın, böyledir çilesi aşkın,
Taş gibi oturmuş bağrıma acılarım.
Benimkine katılınca senin de üzüntülerin
Büsbütün artıyor derdim, kararıyor gönlüm.