Tesadüf seni önüme çıkarmasaydı, gene aynı şekilde, fakat her şeyden habersiz, yaşayıp gidecektim. Sen bana dünyada başka bir hayatın da mevcut olduğunu, benim bir de ruhum olduğunu öğrettin.
Öldüğüne inandığı kalbinde hafif, sıcak bir sancı daha hissetti. Kalbi tamamen ölmeden önce orada bir saniyeliğine sinir kasılması gibi bir şey oldu. Ardından bu da geçti: "Ne isterse yapsın! Umurumda bile değil"
Artık onun yüzünü bile tanıyamıyorum. Benimle bir yabancı gibi konuşuyor ve hayatımı hiç umursamıyor. Hislerimi, acılarımı ve düşüncelerimi. Bütün bunlar umrunda değil. Her geçen yıl daha yabancılaşıyoruz. Nereye gitti o, bütün o...
Ağrısı yoktu. Ama yine de içinde bir şey küle dönüyor ve çürüyordu, bir şey ölmeye başlamıştı. Yaşadığı her şey, sevdiği her şey bu yavaş yavaş sönen alevde eriyip gidiyordu.