Müslüm Doğan

Müslüm Doğan
@Doganmsm
Beni en çok güzel bir şeye bakıp kötü şeyler söyleyen insanlar korkutuyor.
Atatürk üniversitesi
8 okur puanı
Temmuz 2020 tarihinde katıldı
Ne güzel hikâyedir... Sen anlat... Çok soğuk bir havada donacak kadar çok üşüyen iki kirpi birbirlerine rastlıyorlar. Donmamak için sarılıyorlar ve sıcaklıklarıyla donmayı engelliyorlar. Ama üşümeleri geçmeye başlayınca birbirlerinin dikenlerinin acısını hissetmeye başlıyorlar. O acı çok olduğu için birbirlerinden ayrılıyorlar. Gerçekten canlarının acıması geçiyor ama bu sefer tekrar çok üşümeye başlıyorlar. Ama sonunda öyle bir mesafe buluyorlar ki birbirlerinin canını yakmayacak kadar uzak ama üşüyüp donmayacak kadar da yakınlar. Şimdi biz zannediyoruz ki evliliğin başında, diyelim ki 35 santimlik bir mesafe bizi ne donduruyor ne canımızı yakıyor. Biz zannediyoruz ki 3 yıl sonra da 35 santimle devam etmemiz lazım. Halbuki bir ilişkinin içinde bu 35 santim bazen 70'e çıkabilir, bazen de 20'ye inebilir. Üstelik bazen ben 70 santim ihtiyacı içindeyken sen 20 santim ihtiyacı içinde olabilirsin. Bunların tamamını görüp ona uygun bir şekilde birbirimize davranabildiğimizde, o ilişki devam eder. 70 santime çıktı, demek ki beni sevmiyor artık dediğimizde ilişki biter. "70 santime çıktı mesafe, demek ki şu sıra yalnız ve kendi başına kalmaya ve başka şeyler yapmaya ihtiyacın var. Ama benim de 20 santim yakınlığa ihtiyacım var. Sen o 70 santim mesafeyi kullan ama arada bu 20 santime de gel çünkü yoksa ben de donacağım" diyebiliyorsan ilişki devam eder, ömür boyu da sevişirsin. İlla ki şeh- vetle sevişmezsin belki ama şefkatle sevişmeye devam edersin.
Reklam
Çocuklar bize en saf haliyle sevginin bir tür hizmet olduğunu öğretir. Bu sözcük artık olumsuz çağrışımlarla yüklüdür. Bireyci, kendini memnun etme üzerine kurulu bir kültür, hoşnutluğu başka birinin emrine amade olmakla kolay kolay bir tutamaz. Alışkın olduğumuz sevgi birini bizim için yapabildiklerinden dolayı sevmektir; bizi eğlendirdiği, gözümüzü kamaştırdığı veya yatıştırdığı için sevmektir. Bebeklerin yapabildikleriyse koca bir hiçten ibarettir. Biraz daha büyük çocukların kimi zaman ciddi bir rahatsızlıkla dile getirdiği gibi, bebeklerin "bir olayı yok"tur; daha doğrusu bebeklerin olayı sadece budur. Bize karşılığında hiçbir şey beklemeden vermeyi öğretirler, zira buna fena halde ihtiyaçları vardır ve biz de onlara bir şeyler verebilecek konumdayızdır. Böylece güce duyulan hayranlığa değil de zayıflığa gösterilen şefkate dayanan bir sevgil- ye tanışmış oluruz; türümüzün her üyesinde ortak olan, bugüne dek bizi tanımlamış ve tanımlamaya da devam edecek bir savunmasızlığa dayanan sevgiyle.
İste, hep buydu olan: Annen beni gerçekten sevdi, biliyorum; ama neydi bu "sevgi" - onun yalnızca daha önceden edinmiş olduğu bakış biçimlerine verdiği addı. Beni, hep, ya yanlış anladı, ya da hiç anlamadı. Beni hiçbirzaman sahiden ben olarak göremedi ki - o zaman kimdi Annen'in "sevdiği"? .. Bende ben olmayan birini -hatta birşeyleri- "sevdi"; sonra, beklediklerini bulamadıkça, duyguları -o sevgi- nefrete dönüşmeğe zaman da, ne yazık ki, gene, ben değildim nefret ettiği kişi ... Beni tanıyarak, bilerek, görerek; sahiden ben olan benden nefret etseydi, inan, sevinirdim buna. Öyle olmadı.
İnsanın başka herkesin gözünü bürümüş çıbanları doğru olarak yorumlamadan önce kendi gözündeki çapağı temizlemesi gerekir gerçekten de. Ancak bundan sonra o çapaklar ona engel olmak yerine, yardımcı olabilirler.
Bu dünyadan yalnızca bir kez geçiyoruz. Pek az trajedi hayatın dışarıdan dayatılan, ama hatalı bir biçimde içeride yatıyormuş gibi tanımlanan bir sınırın dayatılmasıyla engellenmesinden daha etkili, pek az haksızlık bir gelişip serpilme fırsatının, hatta bunu umut etmenin bu yüzden esirgenmesinden daha derin olabilir.
Reklam