Douha

Douha
@Dohamstc
_douha.mstc Instagram
Beni bir ayet durdurdu. Basit, dogrudan ve herkesin zahmetsizce anlayabileceği bir anlamı vardı: "Allah'ı çağırın ya da Rahmân'ı çağırın; hangisiyle çağırırsanız çağırın, en güzel isimler O'nundur." Ama ayetin derinliklerinde, tefekkür edene açılan başka bir kapı vardı: İlahîlik makamı ile rahmet makamı arasındaki ince fark. "Allah" ismi, en kuşatıcı isimdir. Onu soylediginde ardından Rahîm de diyebilirsin, Cebbâr da, Gafür da, Müntekim de. Ama "Rahmân" dediğinde, kelimenin kendisi seni başka hiçbir şeye götürmez. Rahmetten başka bir yöne sapmaz. Yoğundur, kapsayıcıdır, sığınaktır. Sanki Allah, kuluna yolu zorlaştırmak istememiştir. "İstersen Bana Allah diye gel," demiştir, "istersen Rahmân diye... Her iki yol da Bana çıkar.Ama hangi isimle çağırdığın Benimle kurduğun ilişkinin şeklini belirler. Bir doktora seslenmek gibidir bu. Aynı insandır karşındaki. Ama "Muhammed" diye seslenmekle "Doktor Muhammed" diye seslenmek arasında ilişkinin dili değişir. Allah'a kulluk da böyledir. Korkuyla olabilir, umutla olabilir. Yükümlülükle, sınav bilinciyle olabilir. Bu da makbuldür; çünkü insan nefsi bazen ancak böyle terbiye olur. Ama daha yüce bir kapı vardır: Sevgiyle kulluk. "İman edenlerin Allah'a olan sevgisi daha şiddetlidir." Ve sor kendine:
Din
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Büyüdüm. Ve her hayali, vaktinden önce toprağa verdim. İçimdeki istek yoruldu; ben yoruldum. Yine de düşmedim, sadece eksildim. Nice uyarı geçti aklımdan, nice ses durdurmak istedi beni. Ben ise hiç sahip olmadıklarımı kaybetmiş gibi sessizce dağıldım. Kalbimi kendimden esirgedim. Aç bıraktım onu, dünyaya kapattım, başkasına alışsın diye benden soğuttum. Zamanla öğrendiğim her huydan tiksindim, özellikle de bilerek taktığım maskelerden Kanaatimi kutsadım,sorgusuz Acılarımı anlatmadım; çünkü bazı yaralar izah değil, suskunluk ister. Bir eşiğe geldim sonunda: olan olur dedim. Teselliyi cömertçe dağıttım, karşılığında beklemediğim kadar çok yarayla döndüm kendime. Eğer zaman geri çağrılabilseydi, onu tek bir şey için isterdim: kendimi sevmeyi zamanında ögrenmek için.
Alıntı
Benden geriye, sunacak yalnızca ruhum kaldı; Onu da verdim… çünkü insanın yapması gerekendir verdiği. Ne vakit aşk kabarsa yüreğimde, Göğsümde çırpınan, tuzağa düşmüş bir kuş olur kalbim. Öyleyse beni kınama, Akik yamacından süzülen gözyaşım için; Zira o yamaçta benim bir muradım, bir özlemim var. Ağlıyorum; Peki gözyaşı neyi engeller ki? Çektiğim acıyı mı? Hayır… o yalnızca yorgunluğun dilidir. Ey kalp, sabret; Zira sabırda bir ferahlık gizlidir, Nice musibetler vardır ki insanın başına döner de geçer. Biliyorum, aşk bizi helâke sürükler; Ama o bir yazgıdır Ve yazgı da ölüm gibi kaçınılmazdır. Hâlâ ifşa etmediğim bir sevgiyi yeğlerim; Öyle ki sonunda ne sır kalır bende Ne de onu saklayacak bir perde.
Şiir
Dün’den beri gözüm sızlıyor, Bugüne taşan bir acı gibi. İçinde aziz bir şey var, Düşüp düşüp yeniden doğrulan. Doktorum bilim nöbetinde, Ben ise yarama gölge çektim, Yaramı bir yığın elbiseyle örttüm, Acı görünmesin diye, Ama o yine nefes alıyor içimde.
Alıntı