Bir şey söyle, balık, lütfen! Ne olursa olsun,
bir şey söyle. Varsın anlamsız olsun, ama söyle! Konuş, balık, dünya öyle korkunç sessiz ki! Konuş da bitsin bu
büyük yalnızlık.
Bu yeryüzü insanları pek gariptirler. Kendilerini önce suya atarlar, çılgın gibi ölümdedir gözleri. Derken bir başka iki bacaklı, karanlıktan tesadüfen çıkar gelir; eteklikli, göğüslü, uzun saçlı biri. O zaman yaşamak birdenbire yine çok güzeldir, tatlıdır. O zaman hiçbir erkek ölmek istemez. O zaman artık hiç ölü olmak istemezler. Birkaç tel saç yüzünden;
beyaz bir ten, birazcık kadın kokusu uğruna.
Yurduma yanım sıra kütük gibi bir bacak getirdim. Hani hatıra olarak. Böyle
anılar iyidir, biliyor musun, yoksa harp çok çabuk unutulur. Ben unutmak istemedim. Her şey o kadar güzeldi ki.
Çocuklar, çocuklar, ne kadar güzeldi, değil mi?
Benden kurtulamazsın. Benim binlerce çehrem var. Ben herkesin tanıdığı sesim. Ben her zaman var olan ötekiyim. Öteki, cevap veren. Sen ağlarken gülen. Sen yorgunken dürten. Dürten, gizli kalan, bir vicdan gibi tedirgin edenim ben. Kötüde iyiyi, en koyu karanlıklarda lambayı
gören iyimserim ben. İnanan, gülen, sevenim ben! Topallayarak da olsa yürüyüp gidenim ben. Sen hayır derken
evet diyenim ben! Ben evet diyenim! Ben ...