Bir işte başarısız olduğumuz için kendimizi kötü hissetmeyiz, o işe bütün gururumuzu ve kendimize duyduğumuz saygıyı yükler ve başarısız olursak işte o zaman kendimizi gerçekten kötü hissederiz. Neyin zafer, neyin yenilgi olduğunu belirleyen, koyduğumuz hedeflerdir.
Aşırı yersiz olan şeyler bizi güldürür. Kendileriyle ilgili yarattıkları imajın görkemi altında ezilen, iyi insan olma ile güçlü insan olmayı dengeleyemeyen krallara güleriz. Insan olduklarını unutan ve yetkilerini kötüye kullanan yüksek statüdeki insanlara da güleriz. Bu insanlara güleriz, aslında gülerek onların haksızlık ve aşırılık olarak nitelendirdiğimiz davranış ve tutumlarını eleştiririz.
Kitapları başkaları yazmış olsalar da onlarda kendimizle ilgili bir şeyler buluruz, garip bir paradokstur bu. Kitaplar bize kendi hayatımızın fark edemediğimiz yönleriyle ilgili bir şeyler anlatırlar. Başka birinin kaleme aldığı bir kitaptaki sözcükler, kim olduğumuzu ve nasıl bir dünyada yaşadığımızı tüm derinliğiyle kavramamızı sağlar.