Şehrin ikiyüzlülük üzerine bina edildiği ve en büyük tutkusunun zekadan ve ruhtan nefret etmek olduğu gerçeği değişmiyor: Yaratıcılığın en ufak bir parıltısı görülse derhal kökü kazınıyor.
Eğitiminden sorumlu olanların tercihi yüzünden kendi iradesi dışında o
şehirde biçimlenme yıllarım geçirmeye mahkum olan yeni yetme oğlan şehri sevmeye baştan hazırsa da çok geçmeden mahpus olduğunu fark etmişti
Ölüm mutlaka her şeyi düşünür. Nasıl yaşanacağını bilir. Zamana uyar, süslerini değiştirir. Yenilenir. Ölümü anlarız. Onun da canı sıkılıyor olmalı. Her eli kazanmaya oyun denmez!