Bu durumda aşk, büyüye büyüye başka hiçbir şeyde görülmemiş bir şiddete dönüşür; bu nedenle de bireyi her türlü fedakârlığa, kurban verme durumuna hazır hale getirir ve gerçekleşmenin sonsuza kadar imkânsızlaştığı durumda, delirmeye, hatta intihara kadar götürebilir.
Aldous Huxley’in bir sözü var: “Başlamak için en uygun zamanı beklersen hiç başlamayabilirsin; şimdi başla, şu anda bulunduğun yerden, elindekilerle başla.”
Bu nedenle, âşıklar ruhlarının ahenginden coşku ve heyecanla söz ederlerken, aslında çoğunlukla, burada kanıtladığımız gibi, gerek o üretilecek (meydana getirilmek zorunda olan) varlık gerekse de onun kusursuzluğunu sağlayacak uyum, meselenin çekirdeğini oluşturmaktadır ve işin bu yanı, besbelli ki, çoğu kez evlendikten kısa süre sonra birlikteliğin şiddetli bir uyumsuzluğa dönüşmesiyle dağılan ruhsal beraberlikten çok daha önemlidir.
Bu gerekliliğe göre, en erkeksi adam en dişi kadını arayacaktır ve de, dolayısıyla da her birey, cinsellik düzeyi kendisine uygun olan bireye yönelecektir.