Sorun da bu zaten. Onca zaman sonra sen yine yanımdasın. Sesi o kadar güven vericiydi ki ona inanmaktan başka çarem yoktu. Doruk her zaman böyleydi. Can sıkıcı bir şekilde güvenli. Bu defa omurgamda dolaşan onun sesiydi. Karşı konulamaz güven duygusuyla ona daha sıkı sarıldım.
Omuz silkerek kucağıma düşen ellerime baktım. Dizlerimin üzerinde cansız birer kukla gibi salınışı bana iplerin nasıl elimden kurtulduğunu işaret ediyordu. Geri gelmişti, geri gelmişti ve yeniden iplerimi elimden almıştı. Şimdi ben sakat kalmış bir cambaz gibi onun gerdiği bir ipin üzerinde, bir daha hayatta kalmaya çalışacaktım. Bir kez daha o ipten aşağıya atlamamak için nedenler arayacaktım.
Doruk ve ben bu dünyada beşka kimseye ihtiyaç duymayan insanlardandık. Bunu zor anlarda ayakta duran ya da kendini böyle teselli eden insanlar gibi söylemiyorduk. Biz bu dünyada hiç kimseye ihtiyacımız olmadığını, Doruk bu kasabayı terk ettiğinde anlamıştık. Ona gitme dememiştim, o da bana veda etmemişti. Sonra da birbirimizi hiç aramamıştık. Ama her şey ortadaydı, onlarca zaman sonra işte yine, yeniden buradaydı ve biz yine Doruk ve Maya'ydık.
Onu aştığımı bilmek bana güç veriyordu şimdi yeniden ipleri elimden kaybetmek istemiyordum. İpleri yeniden Doruk Ilgaz'a vermek, idamımı ilan etmekten başka bir şey olmazdı. Buraya daha önce geldiyse ama benim yanıma şimdi geliyorsa bunun tek bir sebebi vardı.
Doruk, böyleydi. Bana olan - ne olduğuna dair en ufak bir fikrim olmadığı- ilgisini göstermekten hiçbir zaman kaçınmazdı. Onun için bir şekilde, rahatsız edici bir şekilde özeldim.